Sosyal Medya

İSLAM

Bayramların Dini ve Sosyal Değerleri

Oumar Tandjigora

Bayramlar toplumların hayatında görülen olağanüstü günlerdir. Hemen hemen her toplumda bayram olarak kabul edilen ve çeşitli şekillerde kutlanan günler vardır.Müslümanlar her yıl iki bayramı kutlarlar: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı.

Hicret'in ikinci yılında Medine'de İslam'ın beş şartından ikisi olan oruç ve Hac ibadetlerinin bir sonucu olarak bayramlar meşru kılındı.Bu iki ibadetin namaz ibadetine göre -yılda sadece 2 kez tekrarlanmasına rağmen- daha meşakkatli olduğu söylenebilir. Bu ibadetler vesilesi ile Müslümanlar ruhu ve bedeni rahatlatmak, ruha mutluluğu getirmek, zorluk ve yorgunluğu gidermek ve ilahi bağışlamayı elde etmeyi amaçlarlar. Bu ibadetlerin sonunda ise yılın belirli günleri bayram kılınmıştır.

Dini değerleri yükseltme

İslami bayramlar diğer bayramlardan farklı özellikler taşımaktadır. Müslümanlar tesbih, tehlil, tekbir ve tahmidler ile Allah'a olan inançlarını güçlendirmeyi ve yenilemeyi; dini değerleri korumayı amaçlar. Bayramlarda icra edilen eylemsel dini değerler arasında iki bayramın ilk gününün sabahında kılınan ve İslamın en büyük ritüellerden biri olan cemaat namazı da vardır. Keza kurbanlık hayvanı keserek Allah'a yaklaşmanın yanı sıra Kurban Bayramı günlerinde etinden sadaka ve  Ramazan Bayramı namazından önceki fitr sadakaları da buna dahildir. Hadis-i şeriflerde bu iki bayram dışında her haftanın Cuma gününün de bayram kıldınğı bildirilmektedir. Cuma gününün içindeki  en büyük ritüel ise -iki bayramda olduğu gibi- hutbesi olan Cuma namazıdır.

Sosyal değerleri yenilemek

Bayram, mezheplerine, etnik kökenlerine, geleneklerine ve bölgesel farklılıklarına bakılmaksızın tüm Müslümanlar için bir kutlma ve sevinç günüdür. Bayramın dini değerleri yükseltmek ve geliştirmek gibi amaçlarının yanında toplumsal değerlerin gelişmesine yönelik katkıları da vardır. Müslümanları tek bir iman ve duyguya sahip oldukları noktasında şuurlandırmak, Akrabalar, tanıdıklar ve arkadaşlar arasında ziyaret ve şefkat gibi sosyal değerleri yenilemek bayramın en önemli sosyal amaçlarındandır. Bu değerlerin yenilemesini ve vukuu bulmasını sağlayan ilk eylem yakın ve uzak olanı, yaşlı ve genci bir araya getiren Bayram namazıdır.Bayram aynı zamanda fakirler ile zenginler, akrabalar ve komşular arasında sevinç ve dayanışma duygularının gelişimine katkı sağlar.Bu  iki unsurun gerçekleşmesine yol açan en önemli faktör, fıtr zekatının meşrulaşması ve kurban etinden sadaka verilmesidir. Birinci faktör fakir ve muhtaçlara mahsustur, çünkü onların hakkıdır. İkincisi ise fakir, akraba ve komşu olmak üzere tüm toplumu kapsar.

İslam, Allah'ın kutsallarını çiğnememek ve O'nun sınırlarını aşmamak şartıyla Müslümanların bayramda geleneklerine göre kutlama yapmalarına izin verir. Bu, İslam dininin bir hoşgörü dini olduğunu göstermektedir. Bu konuda hoşgörü gösteren en açık örnek ise Buharî’de geçen Hz. Âişe’nin şu anlatımıdır: “Yanımda ensarın cariyelerinden iki küçük kız Buâs gününe dair (ensarı öven ve düşmanlarını yeren sözlerden oluşan) şarkılar söylüyorlardı. Bu iki küçük kız şarkıcı da değillerdi. Bu esnada Ebû Bekir yanıma girdi ve "Resûlullah"ın (sav) evinde şeytan işi çalgılar ha!" dedi. Bu olay bayram günü yaşanmıştı. Resûlullah (sav) bunun üzerine, "Ebû Bekir! Her toplumun bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır." buyurdu.” (Müslim, Îdeyn, 16; Buhârî, Îdeyn, 3). Diğer bir örnek ise Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ile birlikte Habeşlilerin Mescid-i Nebevî’de sergiledikleri mızrak kalkan oyunlarını izlemesi ve “Oynayın ey Erfide oğulları!” demesidir.

Bayramlar, dinî ve örfî değerlerin nesilden nesile, başka bir deyişle büyüklerden gençlere aktarılmasının en büyük araçlarından biridir diyebiliriz. Çünkü çocuklar ve gençler bayramklarda herkesten daha çok sevinirler. Tanık oldukları her şeye, dedelerin dini veya örfî mirasının bir parçası olduklarına inanırlar ve gözlemledikleri etkinlikleri taklit etmeye ve uygulammaya çalışırlar. Fakat günümüzde bazı gençler, bu mübarek günleri -İslami olmayan bayramlardan etkilenmeleri sonucu- Allah'ın yasak koyduklarını çiğnemek ve sınırlarını aşmak için bir fırsata çevirmişlerdir. Bu, ahlak ve dini değerler için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Anne-babaların ve toplumun geri kalanının bu tehdidinin farkında olmaları ve etkisi büyümeden gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.

Bayram birlik ve beraberlik için bir fırsattır

İslam, her zaman Müslümanları bir safta birleştiren, onların itikadi ve ameli konularda bir olmalarını sağlayan ilkeler sunmuştur. İslam'ın beş şartının hepsi de bu ilahi ilkeye dayanmaktadır. Kelime-i şehâdet Müslümanları tek bir Allah’ta ve tek bir Peygamber’de birleştirir. Namaz, onları sıkı saflar ve tek bir ibadet şekliyle cemaat namazlarında toplar. Oruç da onların tek bir ay oruç tutmalarına neden olur. Hac ise  onların tek bir yerde ve kalabalık halde yürümelerini sağlar. Zekat, zenginin servetinin bir kısmının fakir, muhtaç ve diğer hak edenlerle paylaşılmasına vesile olur. Bunlarla beraber birlik ve beraberlik için akrabalık, komşuluk, dostluk ve yurttaşlık duygularının geliştirilmesi için yılda iki bayram Müslümanlara bahşedilmiştir. Bu ilkelerin her biri, Müslümanların kendi aralarındaki çekişmeleri sona erdirmek ve İslam kardeşliği ve Resûlullah'ın yolu üzerinde birlik olmaları için bir sebep olmaya yeterlidir.

Sözlerimi bir ayet-i kerime ile sonlandırmak istiyorum: “De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En' âm 6/162).

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.