Sosyal Medya

EKONOMİ

Dünyadaki Asıl Nakit Para Hacmi ve Modern Bankacılık Sistemi

Imeda Paksadze

Para, her insanın temel ihtiyaçlardan birisidir. İnsan ile birlikte devletlerin de hayatını yöneten ve yönlendiren önemli bir etkendir. Bu dünyada para ile birçok şey satın alınabilir. Para ile birçok iş yapılabilir. Parasal yönden zengin insan veya ülkeler çoğu zaman güçlü olurlar. Bu sebeple insanlar ve devletler zengin olmak ciddi anlamda çaba gösteriyor.Pekiyi para nedir ve nereden geliyor? Dünyada toplam ne kadar nakit para vardır?

Sokağa çıkıp da insanlara bu soruları sormuş olsak birçok insan, para devletler tarafından basılıyor yanıtını verecektir. Bu cevap kısmen doğru diyebiliriz fakat bu sorunun asıl cevabı çok daha şaşırtıcıdır. Bu olayın arkasında çok büyük ve bir o kadar da sahte işler gizlenmektedir. Şimdi sizlere bu sahte işlerle ilgili yani bankaların hiçbir şey yapmadan para oluşturarak bizlere nasıl para verdiğini açıklamaya çalışacağım.

Konuyu iyi anlamak için biraz geçmişe gidelim. Biliyoruz ki eski zamanlarda para yoktu ve alış-veriş işlemleri takas yöntemi ile yapılıyordu. Günümüzdeki “Kredi” ve “Faiz” olayı tam da takas işlemleri ile birlikte ortaya çıkmıştır. Mesela bir avcı bir demirciye gidip yay ve ok alıyordu ve bir hafta sonra avlayacağı hayvanlardan bir miktar et vereceğini vaat ediyordu. Bu durumda demirci avcıya malı vadeli olarak verdiği için anında alınabilecek et miktarından daha fazla et isteyecekti. İşte demircinin belirlediği anında et ve gelecekte verilecek et miktarları arasındaki farktan faiz doğmaktadır. Bu örnek ne kadar basitse kredi ve faiz işlemi de o kadar basittir. Zaman ilerlemesiyle ve nüfusun armasıyla birlikte dünyada büyük devletler doğdu. Hem insanlar arasında hem devletler arasında alışveriş işlem hacmi daha da artmaya başladı. Bu durumda her ülke tarafından tanınıp kabul edilen ve tüm ürünler ile değişimi mümkün olan ortak ve değerli bir maddeye gereksinim duyuldu. Bu sebeple artık devletler “madeni para” (altın, gümüş vb.) basmaya başladılar. Orta çağ zamanlarında ülkeler arası ticaret arttı ve tüccarlar kervanlarla uzak diyarlara giderek alışveriş yapmaya başladılar. Bu ticaret yolculukları esnasında her an hırsızlar ve eşkıyalar çeşitli saldırılar düzenleyerek tüccarların paralarını gasp edebiliyordu. O zamanlarda en güvenli yerlerden biri kuyumcuların kasaları idi. Esnaflar ellerindeki altın ve gümüş stokunu güvenli bir yerde muhafaza etmek amacıyla kuyumculara verip bunun karşılığında kuyumculardan sertifikalar alıyorlardı. Söz konusu sertifikaların üzerinde kuyumcunun teslim ettiği altın ve gümüş miktarı yazıyordu. Bu sertifika ile her zaman herhangi biri kuyumcudan tekrar altın alabiliyordu. Böylece esnaflar altın veya gümüşle değil de kuyumcuların vardığı sertifikalar ile ticaret yapmaya başladılar. Artık kuyumculara altın verip sertifika almaya daha fazla esnaf gitmeye başladı. Bu durum fark edilince kuyumcular kredi vermeye başladılar fakat krediyi altın ile değil de sertifika üzerinden veriyorlardı. Bir süre sonra kuyumcular ellerinde bulunan altın stokundan daha fazla sertifika vermeye başladılar. Yani herkes bir anda altın almaya gelseydi kuyumcuların oyunu belli olacaktı. Fakat sertifika ile ticaret yapmak daha rahat ve kolay olduğu için hiç kimse altın almaya gelmiyordu. Kuyumcunun işi de her geçen gün iyiye gidiyordu. Bu hikâye ne kadar basitse inanın günümüzdeki bankaların işlediği kredi ve faiz işlemleri de o kadar basittir.

Orta çağdan günümüze yüzyıllar geçti fakat para, kredi, faiz ve bütün bankacılık sistemi hala aynı temel üzerinde işlev görmektedir.  

Modern Bankacılık Sistemi; Günümüzde altının yerini merkez para rezervi alıyor. Bu para merkez bankası yoluyla devlet tarafından basılmaktadır. Az önce verdiğimiz örnekteki sertifikalar (para) ise ticari bankaların elinde bulunan paralardan oluşmaktadır. Bilmemiz gerekir ki söz konusu sertifikaların (paraların) hiçbir değeri yoktur. Bu paralar ve verdiğimiz örnekteki kuyumcunun tüccarlara verdiği sertifikalar arasında hiçbir farkı yoktur. Merkez bankasının paraları sadece hesaplarda yazan dijital rakamlardan oluşmaktadır. Bu ne demek oluyor? Merkez bankasının gerçekten parası yok mu? Bu rakamlar gerçekten hiçbir şey ifade etmiyor mu? Bu sorulara kısmen evet diyebiliriz. Fakat asıl gerçek hayal edilemeyecek kadar sahte bir iştir.

Bu olayı daha da netleştirelim ve bir örnek üzerinde açıklamaya çalışalım. Diyelim ki cebimizde 10.000 TL paramız var. Bu parayı ATM’den hesabımıza aktardık. Biz zannediyoruz ki ticari bankalar bu parayı bizden alıyor, sahip olduğumuz hesaba koyuyor ve parayı geri talep edeceğimiz ana kadar para orada duruyor. İşte böyle değildir. Banka hesabımızda yazılı halde bulunan 10.000 TL’ye bankacılık dilinde“depozito” hesabı denir. Depozito nedir peki? Hesabımızda yazan 10.000 TL bizim ona sahip olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu dijital rakamlar bankanın bize 10.000 TL borcu olduğunu ifade ediyor aslında. Kanun bankalara diyor ki sana 10.000 TL borç veren müşterin bu parayı senden tekrar talep ettiği anda ona borcunu geri öde. Yani, bankamatikten çektiğimiz nakit paralar banka tarafından bize ödenen borçların bir kısmı veya tamamıdır. Herhalde depozitonun ne demek olduğu anlaşıldı.

Şimdi kredi ne demek bunu açıklamaya çalışalım. Aslında yukarıda kredinin ne olduğunu basit bir şekilde anlatmıştık ve örnek olarak da kuyumcular kredileri sertifika üzerinde verdiklerini göstermiştik. Yani kredinin arkasında maddi değer taşıyan hiçbir madde yoktur. Çünkü kuyumcular ellerinde bulunan altın stokundan daha fazla sertifika basarak isteyenlere kredi verdiler. Günümüzde de sistem aynı diyebiliriz. Biz zannediyoruz ki banka hesabımıza yatırdığımız 10.000 TL’yi müşteriye kredi vermek için kullanıyor. Ama durum hiç de böyle değildir. Pekiyi neden?

Şimdi nedenini bir örnek üzerinden açıklayalım. Diyelim ki para ihtiyacımız var ve bankaya gidip bankadan 10.000 TL kredi istedik. Banka bize tamam dedi ve kredi sözleşmesi yapıldı. İşte gerçek hayatta olduğu gibi banka sözleşme imzaladığı anda hemen nakit para vermiyor. Önce kredi isteyen kişi için depozito hesabı açıyor. (Depozito hesabı ne demek oluyor artık biliyoruz.) Bu yüzden buradaki sahteciliği kolayca anlayabiliriz. Depozito hesabında görülen para miktarları sadece bankanın borcunu ifade ediyor. Dolaysıyla aldığımız kredi miktarı da bir depozito hesabı oluyor. Çünkü banka bize borç veriyor, yani bankadan alacaklarımız var. Şunu demek istiyorum ki borç aldığı zaman banka iki ayrı hesap açıyor; Kredi ve Depozito hesabı. Kredi hesabı diyor ki 10.000 TL+ %15 (faiz)= 11.500 TL bankaya vereceğimiz borç var. Fakat depozito hesabı diyor ki bankanın bize 10.000 TL borcu var. Farkındaysanız banka hiçbir yerden nakit para getirmiyor. Sadece iki farklı hesap açıp dijital rakamlar yazıyor. Bu hesaplarda yazılan ana paralar (10.000 TL) birbirini feshediyor ve banka lehine %15, 1500 TL faiz kalıyor. Yani banka var olmayan bir şeyden para elde etmiş oluyor. Tıpkı kuyumcuların sertifikalarla verdiği krediler gibi.  Kuyumcular kredi isteyenlere altın değil de sertifika veriyorlardı ama bu sertifikaların arkasında altın stoku yoktu. Nasıl kuyumcu kredi isteyenlere var olan altın stokundan daha fazla kredi veriyorsa bankalar da günümüzde bize elinde bulunan nakit paradan daha fazla kredi veriyorlar.

Günümüzde nakit paralar merkez bankası tarafında basılıyor. Ama ticari bankalar, hiçbir risk almadan para oluşturuyorlar. Dünya toplam nakit para kapasitesi toplam dünya parasının sadece %5’ine denk geliyor. Diğer %95’lik kısım ise ticari bankalar tarafından kredi olarak verilen paralardır. Ayrıca FED (Federal Reserve Board) gibi oluşumların para basma yetkisi sınırsızdır. Önemli bir nokta da şu ki, FED ’in hissedarları da devlet değil, özel kişilerdir.

Bu sistemin ne kadar basit olduğunu artık net olarak hepimiz biliyoruz. Ayrıca hangi temel üzerinde geliştiğini de örneklerden öğrendik. İstesek ve istemesek de gerçek hayatta para, kredi ve faiz olmadan yaşayamıyoruz. Bankalar hiçbir şey üretmeden para kazanıyorlar ve her geçen gün daha da zenginleşiyorlar.

Bu yazıyı baştan sona kadar anlayarak okuyan çoğu kişinin aklanda “Banka işi çok güzel bir şeymiş, bu iş ile çok iyi para kazanabiliyor” şeklinde bir fikir oluştuğundan eminim. Eğer böyleyse size şunu demek istiyorum ki hayatımız sadece para kazanmak olsaydı ben de aynı şeyi düşünebilirdim ve belki bugün faiz ve krediden elde ettiğim kazançlar ile dünyanın en büyük bankasının sahibi de olabilirdim. Ama önemli olan şu ki hayatta para sadece faiz veya kredi ile değil, faizsiz işlemlerden de kazanılır. Hem kazanç elde edip hem de dünyanın en büyük bankasının sahibi de olabiliriz. Ama kuyumcuların yapmış olduğu sistemi kullanarak elde edilen zenginlik haksız bir zenginliktir. Bizler Müslümanlar olarak kredi ve faizin olmadığı yeni bir bankacılık sitemi kurmak zorundayız.

1 Yorum

  1. 10

    Aralık 24, 2021 Cuma 13:46

    Çok güzel bir yazı. Yazara elinize kolunuza sağlık.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.