Sosyal Medya

İSLAM

Şehadetin 91. Yılında Ömer Muhtar

Ebu Masum Mücahit
 
Çöl Aslanı, İslam kahramanı, gece zahit, gündüz mücahit, alim ve arif bir şahsiyet olan Ömer Muhtar; Müslümanların 20. Yüzyılda yetiştirdiği önemli aksiyon adamlarındandır. Ömer Muhtar’ın en önemli özelliği Müslüman gençliğe emperyalistlerle mücadele etme ruhunu ve bilincini aşılamasıdır diyebiliriz. Ömer Muhtar, 1862 ‘de Libya’nın Defne bölgesindeki Butnân’da doğdu. İlk eğitimini babasından aldı. Kuzey Afrika'da etkili olan Senüsi medreselerinde medrese eğitimi alarak üniversite hayatını tamamladı.  Senüsi medresesinden mezun olduktan sonra uzun yıllar bu medresenin farklı şehirlerindeki şubelerinde hocalık yaptı.  Çad’ın kuzeyinin Fransızlar tarafından işgal edilmesini önlemek için Mehdi Essenüsi ile 1899'da Cihat hareketine katıldı. (Veday sultanlığının Fransa tarafından işgalini önlemek için cihat etti.)

İtalyanların 27 Eylül 1911’de Trablusgarp’ı işgal etmeye başlamasıyla Ömer Muhtar için yeni bir dönem başladı.  Çünkü İslam beldesine kafirler ayak basıyor, Müslüman ahalinin malı, canı, namusu, dini kafirin tasarrufuna ve insafına kalıyordu.  Müslümanlar için artık “Cihat” zamanı gelmişti.  Bu cihat bir ķısım Müslümanın yapmasıyla diğerinin üzerinden kalkan farzı kifaye değil, her Müslümanın katılması gereken bir cihattı. Dolayısıyla bu cihat “farzı ayn” idi. Kafirlerin hakimiyetine son verip İslam yurdunu tekrardan selam ve esenlik yurdu haline getirmek için cihat etmek gerekiyordu. Ömer Muhtar, medresedeki hocalığı ve şeyhliği terk ederek İtalyan kafiri ile cihat etmek için medresesinden ve aşiretinden bin kişilik gönüllü bir birlik kurdu. Artık ilmi çalışmaların yerini cihat hareketi almıştı.

Çünkü Müslümanların şeref, haysiyet ve izzetini korumak gerekiyordu.  Ömer Muhtar, Allah'ın Müslümanların mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın aldığına gönülden inanan bir insan olduğu için cihada kalkmıştı. Bu cihat hareketi esnasında sayısız zorlukla karşılaşıldı. Fakat Ömer Muhtar ve talebeleri ilk günkü heyecan ve aşkla mücadeleye devam ettiler. Hedeften zerre miktarınca sapmayan bu cihat ordusu, İtalyanlara karşı yirmi iki yıl gerilla savaşı verdi. Bu esnada İtalyanlar büyük kayıplar verdiler. Osmanlı Devleti Trablusgarp’ı Uşi Antlaşması ile İtalyanlara bırakmıştı. Fakat Osmanlıların bölge halkına destekleri devam ediyordu.

Ömer Muhtar mücadelesini sadece İtalyanlarla yapmıyordu. Yerel halkın içerisinden bir grup bozguncu, alim geçinen bazı belamlar ve dahi Ömer Muhtar’ın kendi çevresinden bir kısım insan bu mücadeleye destek olmak yerine köstek oluyordu. Fakat Müminler toplu halde Allah'ın ipine sarıldıklarında ve birlik olduklarında Allah onlara zafer nasip edecekti. Ömer Muhtarın İtalyanlar karşısında şehit edilmesinin ana nedeni içerideki Müslümanların Ömer Muhtar’a topyekûn destek vermemeleriydi. Camilerini ve medreselerini güya korumak için İtalyanlarla anlaşan, onların zulmüne göz yuman alim diye bildiğimiz belamlar da Ömer Muhtar’ın kaybetmesinin önemli nedenleridir.

Yine Senüsi hareketinin içerisinden çıkan liderlerden olan İdris, Mısır’da rahat yaşama karşılığında İtalya’ya ses çıkarmıyordu. Hatta Cağbub şehrini hiç savaş yapmadan İtalyanlara teslim etmişti Kafirler, Ömer Muhtar’ın elini güçsüzleştirmek için bütün imkanları kullanıyorlardı. Özellikle cihat hareketini başarısız kılmak için Müslümanların içerisindeki bazı liderleri satın alıyorlardı. Ama o liderler şu Kurani hakikati bilmiyorlardı: “Siz onların dinine girmeden onlar sizden asla razı olmazlar.” (Bakara 120) Nitekim 1930 yılında İtalyanlar bütün camii ve medreseleri kapatarak hoca ve şeyhleri hapse attı. Kendisiyle anlaşanlar dahi bu muameleye maruz kalmaktan kurtulamadılar. Dünya malı ve nimetleri noktasında zaafı olan ilim insanları farklı teklifler karşılığında cihat hareketinden vazgeçmeye başlamışlardı.  Hatta bunlar kafirlerle cihat eden Müslümanların aleyhinde propaganda yaparak halkı mücahitlerin yanından uzaklaştırmaya çalışıyordu.
Kafirler 1923 ve 1929 olmak üzere Ömer Muhtar’a da iki kez birtakım para ve mal teklifi götürmüşlerdir.  Ömer Muhtar müminlerin satılık insanlar olmadığını, Allah'ın malları ve canları   cennet karşılığında satın alarak en büyük hediyeyi vereceğini ifade ederek bu teklifleri çok sert bir şekilde reddetmiştir.

Cihat hareketi bazı kabilelerin ve alimlerin İtalyanlar tarafından satın alınması ile zayıflamıştı. 1929’da Libya halkı ve cihat hareketi için yeni bir dönem başlamıştı, 20 yıldan beri Müslümanlar karşısında zafiyet gösteren -güya teknolojik dev haline gelen- İtalya yenilmeye başlamıştı. İtalyanlar bunu önlemek için daha da vahşileştiler ve insanları toptan katletmeye başladılar. Savaşa katılmayan insanları bile öldürülmeye başlanmıştı. Libya artık açık hava hapishanesine dönmüştü. Sıcak çöl ortamında topluluklar 20 bin, 30 bin, 40 bin kişilik kamplara alınıyor, açlığa ve susuzluğa terkediliyordu. Libya’da toplu ölümler başlamıştı.  İtalyanların açtığı yüzlerce kamptan biri olan Berika kampında 1930 /32 yılında 30.000 kişi açlık ve hastalıktan hayatını kaybetmişti. Libya’da hem Mücahitler için hem de diğer insanlar için çok zor günler başlamıştı.
Ömer Muhtar ve mücahitler 11 Eylül 1931’de sahabeden Seyit Rafi’nin kabrini ziyarete gittiği sırada pusuya düşürülmüş ve esir alınmıştı. 15 Eylül günü düzmece bir mahkemenin aldığı idam kararı ile Ömer Muhtar, 20.000 kişinin gözleri önünde darağacında şehadet şerbetini içmişti.

O günlerde İtalyanlar ile beraber hareket eden, cihattan kaçarak mallarının derdine düşen topluluklar gerçeği ülkeleri ellerinden alındıktan sonra anlamışlardı. Çünkü İtalyanlar medreseleri, camileri yakıp yıkıyorlar, halkı katlediyorlardı. Fakat iş işten geçmişti. O gün İtalyanlarla beraber hareket eden, zalime karşı sessiz kalan insanları tarih unuttu. Emperyalistlere karşı mücadele eden mücahitleri ve Ömer Muhtar’ı ise insanlar hayırla yad ediyor. Bu kutlu mücadelede şehit düşen İslam erleri için bütün Müslümanlar Fatihalar, Yasinler okuyor. Ömer Muhtar’a Halk Seyyid unvanını verdi.  Ömer Muhtar bugün Şeyh-i şüheda olarak anılıyor. 

Çöl Aslanı Ömer Muhtar şöyle diyordu: “Her namazda Allah'tan başka ilah ve kanun koyucu olmadığına, Hazreti Muhammed’in (sav.)  O’nun resulü olduğuna Şahadet eden parmaklarım asla yanlış bir şey yapamaz. Bizler asla teslim olmayız. Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız.  Bana gelince, ben cellatlarından daha uzun yaşayacağım. Hüküm ve karar yalnız Allah'ındır. Sizin bu uydurma ve sahte hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur.  Biz Allah'ın kullarıyız ve sonunda ona döneceğiz. Çocuklar bizi hep iyi, güçlü, emin, hiç yıkılmayan insanlar olarak hatırlamalı. Bizi böyle ağlarken görmemeli. Kavgamızı onlar devam ettirecek.”
Ömer Muhtar Şehit edilirken “Ey huzura ermiş nefis razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön.” (Fecir Suresi 27) ayetini okudu ve ruhunu teslim etti.

Kuran-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Müminler içinde öyle erler vardır ki Allah'a verdikleri sözü yerine getirmiş ve şehit olmuştur. Kimi de şehit olmak için sırasını beklemektedir. Onlar verdikleri sözü hiç değiştirmemiştir.” (Ahzab suresi 33)  Ömer Muhtar ve mücahit arkadaşları Allah’a verdikleri sözü tuttular.

Ömer Muhtar; gece zahit, gündüz mücahit olan bir insandı. O günümüz tasavvuf erlerine iyi bir örnekti. O hem bir tasavvuf lideri hem bir üniversite hocası hem de kafirlerin karşısında vatanını, milletini, namusunu korumak için cihat eden bir ordu komutanı idi. Ömer Muhtar imtihanını tamamladı ve bu dünyadan asıl dünya olan darı bekaya irtihal etti. Rabbimizin vaadine kavuştu. Bizim düşünmemiz gereken ise kendi imtihanımız Selam ve dua ile…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.