Sosyal Medya

SİYASET

Mısır'da neler oluyor?

Mısır halkı, ülkenin cumhurbaşkanına karşı “Sisi git” sloganıyla artık sürekli hale gelen protestoların bir başkasını daha başlattı

Mehmet İskenderiyye 

Mısır halkı, ülkenin cumhurbaşkanına karşı “Sisi git” sloganıyla artık sürekli hale gelen protestoların bir başkasını daha başlattı. Bazıları protestonun gerekçesinin kötü ekonomi yönetimi olduğunu öne sürse de durumun aslında sadece ekonomi sorunlarıyla ilgili olmadığı söylenebilir. Halk içinde bulunduğu bir boğuluştan kendisini kurtarmak istiyor.


3 Temmuz 2013 tarihinde, Mısır’ın seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’yi iktidardan indirerek iktidara gelen Abdel Fattah el-Sisi, ülkenin tarihinde yeni bir kara sayfa açtı. Tabi, batı güçlerinin onayı ve desteğiyle iktidara gelen ve onların menfaatlerine çalışan Sisi’nin yanlışlarını, bu ülkelerin kontrolü altında olan medya görmezden geliyor.


Bilindiği üzere Sisi, başta İhvan-ı Müslümin üyeleri olmak üzere yüzlerce düşmanına yapılan katliam ve hapis cezalarıyla dönemini başlattı. Ne yazık ki yedi yıl geçmiş olmasına rağmen ülkede kan akışı ve siyasi mahkûmiyet hiç dinmiyor. Ülkede hürriyetin tek şartı Sisi’yi göklere çıkarmaktır.
2019 yılında İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Mısır hakkında hazırladığı raporda Sisi’nin hükümetini insanları ortadan kaybettirme, cinayet, işkence ve diğer yasadışı eylemleri gerçekleştirmekle suçladı.

Daha önce var olan Sina Bölgesi sorunları, Sisi hükümetinin yanlış politikaları yüzünden daha da alevlendirildi. Birtakım demografik değişiklik projesine maruz kalan Kuzey Mısır köylerinin sakinleri, evlerinin  yıkılmasına karşı başlattıkları protestolar yüzünden  hapis ve ölüm yoluyla hükümetin kurbanı oldu. Hükümet ise böyle baskınları terörle mücadele operasyonları bahanesiyle meşrulaştırıyor.


Sisi hükümeti bir taraftan halka zülüm ederken diğer yandan halkın değerlerini yok etmektedir. Ayrıca  Mısır’ın kadim demografik hassasiyeti üzerinde oynamaktadır.  Son yıllarda farklı zaman ve konularda Mısır hükümetinin el-Ezher ile karşı karşıya geldiği görülüyor. Rejim, Sünni dünyasının en köklü eğitim kurumlarından birinin otoritesine açıkça karışmak suretiyle ülkedeki dini bağımsızlığı kısıtlıyor. Kimilerine göre ise Müslümanların ruhundaki İslam'ı yok etmek için İslam hukuku alanında uzmanlaşmış Komünist şeyhleri dini kurumlarda görevlendiriyor. 


Sisi hükümeti 2016 yılında devreye giren elektrik faturası uygulamasıyla din mensuplarını birbirine düşürdü. Bu yeni politikaya göre daha önce elektrik tüketimini karşılamayan camiler ve kiliseler artık ön ödemeli sayaçlar kullanmaya geçiş yapmak zorundadır. Vakıflar Bakanlığı'nın kendisine bağlı olan camilerin faturalarını ödeyeceği ve yerel yönetimlerin kiliselerin faturalarını ödeyeceği, diğer camilerin faturalarını ise hayır kurumlarının karşılayacağı açıklandı. Böylece kiliseler rüçhan hakkını kazanıyor.


Bunların yanı sıra Mısır hükümetinin yürüttüğü dış politika halkın memnuniyetinden uzaktır. Mısır iktidarının Avrupa merkezli düşünce ve hareketleri, ülkenin büyük bir kısmı için bayağı rahatsız edicidir. Hükümet, İskenderiye'den beş kilometre uzaklıkta dört trilyon metreküp doğalgaz keşfini Avrupa Birliği, İtalya ve Yunanistan'a verdi. Cumhurbaşkanının göç etmek zorunda kalan Mısırlıların gittikleri yerdeki insanları İslam'a davet etmek yerine , Avrupa halkıyla bütünleşmeleri gerektiğini söylemesi Mısırlı Müslümanların hoşuna gitmiyor.


Bunlardan bahsederken esrarengiz bir şekilde hapishanede ölen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, oğlu Abdullah Mursi ve arkadaşlarının gizemli ölümleri bugüne kadar sorgulanmadı. Hâlbuki Abdullah Mursi’nin ölümünde Mısır istihbaratının elinin olduğuna dair  apaçık iddialar vardır. Bunlar sümen altı edildi. Çünkü Trump’ın “favori diktatörü” dokunulmazdır. Fakat bu ne zamana kadar devam edecek?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.