Sosyal Medya

SİYASET

Sudan’da ne oluyor?

Ebu Masum Mücahit

Sudan'da iç karışıklıklar artarak devam ediyor.  Ordu Kuvvetleri son 10 gündür birbiriyle savaşmakta.  Sudan'da olaylar Cumhurbaşkanı Ömer Beşir devrildikten sonra hiç bitmedi. Halbuki Ömer Beşir indirilirken her şeyin daha güzel olacağı, daha özgür, daha hür, daha güvenli Sudan bekleniyordu. Ömer Beşir devrileli tam 3 yıl oldu. Ömer Beşir devrilirken bütün emperyalist Batı devletleri Sudan Halk hareketini desteklemişti.  Ordu birlikleri de devrilmesinde rol almıştı.  Ömer El Beşir devrilirken en önde giden göstericilere göre özgürlük gelecek, hürriyet gelecek demokrasi gelecekti Sudan'a. Ama aradan geçen 3 yıla rağmen hala ne demokrasi ne özgürlük geldi.  Bırakın özgürlüğü, hürriyeti ortalık daha karmaşık bir hale geldi. Bir Türk atasözü derki: "Ya devlet başa ya kuzgun leşe."  Devlet sistemi bozuldu menfaat düşkünleri ülke insanını daha sorunlu bir hale getirdi.

Bugün ordu birlikleri kendi içinde niçin savaşmaktadır? Sudan hükümetinin başı olan ve Hava Kuvvetleri dahil birlikleri elinde bulunduran El Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında bir çatışma çıktı.  Hızlı Destek Kuvvetleri Özel Kuvvetler anlamına gelmekteydi ve ülkedeki iç karışıklığı engellemek için Ömer El Beşir tarafından 2003 yılında tamamen Arap Müslüman birliklerinden oluşan bir kuvvet olarak kurulmuştur.  Hızlı Destek Kuvvetleri özellikle sınır boylarında bulunmakta ve elinde ağır birçok silahlar bulunmaktaydı. 2018'de Ömer Beşir'in devrilmesi sırasında önce Ömer el Beşir'e bu kuvvetler destek vermiş daha sonra Ömer Beşir'in karşısında yer almıştı. Hızlı Destek Kuvvetleri Güney Sudan'daki ayrılıkçı teröristlere karşı kurulmuş olan bir milis kuvvetti. 2010 yılında Güney Sudan ayrıldıktan sonra Hızlı Destek Kuvvetleri orduya bağlanmış ve entegre çalışmaları devam etmekteydi. 

Ömer Beşir'in devrilmesi sırasında özellikle Batılı ülkeler halka büyük destekler verdi. Hatta İngiltere'nin Sudan büyükelçisi meydanda halkın içerisinde en önde bulunmakta idi. Beşir devrildikten sonra bir türlü sivil yönetime geçilememişti. Askeri birlikler içerisindeki güç çatışması devam etmekteydi.  Bu güç çatışması içerisinde özellikle Hızlı Destek Kuvvetleri sivil yönetime geçilmesini istemekte ve bu konuda taleplerini El Burhan'a iletmekte idi, el Burhan bir türlü sivil yönetime geçmemekte ve sivil destekler komutanı General Hamidiye'ye karşı önce sözlü sonra fiili taarruza geçmişti.  Sudan’ın güçlü olması özellikle Afrika üzerinde güç çatışmalarını etkilemekteydi.   Güçlü bir Ömer El Beşir, bölge kaynaklarını sömürmek isteyen Batılı güçler özellikle Sudan üzerinde emelleri olan komşu devletler açısından pek iyi görünmüyordu.  Bundan dolayı güçlü ve dirayetli Ömer El Beşir’in İktidardan indirilmesi, iç karışıklıklarla uğraşan bir Sudan'ın gelmesi bölge ve küresel günçler açısından önemliydi. Bundan dolayı özellikle Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamidi ile Merkez Ordu'nun başkanı el Burhan'ın arasını sürekli açmakta ve savaş çığırtkarlığı yapmakta idiler. Özellikle merkezi hükümet Hamidi'nin ülke içerisinde etkili olması gelirleri çok yüksek olan altın madenini işletmeye başlaması ve petrol üzerinde söz sahibi olması hem Merkezi hükümet hem de Hamidi ile arası iyi olan Rusya'ya karşı olan ülkeleri kışkırtmaktaydı.  Bundan dolayı Rusların özel kuvvetleri Vegner ile Hızlı Destek Kuvvetlerinin arasının iyi olması Fransa'yı ve ABD'yi rahatsız etmekte idi. Yine bölge ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri'nin özellikle Sudan'la ilgili yatırım planlaması 6 milyar dolarlık 2 liman anlaşması yapması aynı zamanda Mısır ile çıkar çatışması olan Ömer Elbeşir veya milli Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamidi'nin yönetime gelmesini ve güçlenmesini istemeyen Mısır hükümeti de yine Merkezi el Burhan yönetimini desteklemiş hatta Hamidi'ye karşı bir kısım askeri kuvvetlerini Kuzey Sudan'a göndermişti.  Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamidi büyük bir Mısır kuvvetini esir etmiş ve bunların görüntülerini de yaymıştı. Mısır yönetimi niçin Hamidi'yi istememekte? Çünkü el Burhan Sisi'yle anlaşmış ve Güney Mısır'la ilgili Sudan'ın milli politikasından vazgeçmiş, Nil Nehri üzerindeki taleplerini azaltmıştı.  Hamidi'yse Sisi'nin bu planlarını bilmekte buna karşı gelmekteydi.  Sudan'daki iç karışıklık sadece ülke içerisindeki iç karışıklık anlamına gelmiyor.  Küresel emperyalistlerin ve çıkar çatışmasına giren bölge ülkelerinin bir güç gösterisi sahası durumuna geliyor. Sudan halkı Ömer Beşir devrilirken Arap baharından ibret almadı.  Tunus da, Yemen de, Mısır da hep böyle yapmışlardı. İnsanları kandırmışlardı.  Ülkeler daha fazla karışmış, insan hakları daha fazla ihlal edilmişti. Mısır'da Sisi buldozerlerle meydanda kitleleri imha etmişti.

Halbuki bir Müslüman bir delikten iki defa sokulmazdı.  Bu kaçıncı yanılgıydı? Asker birbiri ile uğraşırken, Sudanlı birbirini öldürürken Batı, sömürgesi Sudan'ın petrolünü, madenlerini ucuza almaya devam ediyor. Arap baharı ile ilgili Necmettin Erbakan'ın "Siyonizm aktör değiştiriyor." ifadesi ne kadar doğru.

Kazanan Siyonizm, kaybeden Sudanlılar. Kanı akan Sudanlı, kasası dolan Batı emperyalizmi. El Burhani'yi ABD, Fransa, Mısır, BAE desteklerken, Hamidi'yi Rusya, İngiltere desteklemekte. Nerede İslam için çalışacak, Batılı devletlerin çıkarı için aracılık yapmayacak Müslüman liderler? Nerede Müslümanların haklarını koruyacak İslami kurumlar? Sahi İslam İşbirliği Teşkilatı ne işe yarar? Sahi Arabip Birliği nerede, abilerinden haber mi bekliyorlar !!!

Sahi bu emperyalistlerin İslam ülke ve toplumlarıyla ilgili planlarını bilen onlara karşı İslam toplumundaki dinamikleri harekete geçirecek bir yapı kurmak bu kadar mı zor? Halbuki insanın çocukları için, canı için, malı için, dini için ilk yapılacağı şey bu. Önce düşmanın bize operasyon yaparak içimize sızmasını engellemek. Sonra toptan Allah'ın ipine sarılmak...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.