Sosyal Medya

SİYASET

Husilerin Amaçları Ne?

Ebu Masum Mücahit

7 Ekim’den itibaren siyonist İsrail'in Gazze’de katliam yapmaya başlaması, Hamas ve askeri gücü olan Kassam Tugayları’nın destansı bir mücadele ile bu saldırılara karşılık vermesi… Müslüman halkların tepkisi, Halkı Müslüman olan ülke liderlerinin sessizliği, Avrupalı kan emici, sömürge ülkelerinin İsrail'in yanında yer almak için birbiri ile yarışması… Mazlumların yanında hiçbir güç sahibinin çıkmadığı bir dönemde iç çatışmalarla gündeme gelen Yemenli Husilerden gelen açıklamalar tüm dikkatleri Yemen’e ve Husilere çevirdi. Husiler, Hamas'ın yanında İsrail'e karşı savaşacaklarını açıkladıktan sonra dünya genelinde Husilere karşı bir merak uyandı.

Pekiyi şimdiye kadar böyle bir açıklama yapmayan, Gazze’ye ciddi bir desteği olmayan, coğrafi konum olarak Filistin’in çok uzağında olan ve İsrail’e zarar verme ihtimali çok az olan Husiler kimdir ve neden böyle bir açıklama yapmışlardır? Bu gelişmeler Müslüman halklarda Husilere karşı bir sempati uyandırdı. Emperyalist devletler Husilere savaş ilan ederken, halklar destek vermeye başladı.  Hatta Türkiye'de tarihi Diyarbakır Kalesi’nin borcuna Husi liderinin fotoğrafı asıldı.  

Babülmendep boğazı dünyanın en önemli deniz ulaşım yollarından biri. Özellikle Akdeniz ve Avrupa ülkelerinin Güneydoğu Asya ile ticaretleri Kızıldeniz, Suveyş Kanalı ve Babülmendep boğazı aracılığıyla gerçekleşiyor. Husillerin Yemen’de hâkim olduğu bölge Babülmendep ve Kızıldeniz ulaşımına hâkim bir noktada. Husilerin İsrail’e destek veren ülkelerin gemilerine saldırması deniz ulaşımını olumsuz etkilemekte. Kısa yoldan geçemeyen gemiler, Afrika’nın güney ucu olan Ümit burnunu dolaşmak zorunda kalıyor. Bu durum ise ürün fiyatlarının yükselmesine neden oluyor.   

Husilerin gerçek amaçları nedir? Gazze’ye gerçekten destek mi oluyorlar yoksa Gazze üzerinden kendilerini sempatik göstererek askerlerinin ve müntesiplerinin sayısını mı çoğaltmak istiyorlar?

Husiler kimdir?

Husiler; Yemen’in kuzeybatısında yaşayan, Şia'nın Zeydiye mezhebine mensup bir tarikat olan, gerçekte ismi Ensarullah diye bilinen fakat liderinin isminden dolayı Husiler adını alan bir cemaat yapılanmasıdır. Bedrettin El-Husi bu cemaatın kurucusudur.

Ensarullah ilk zamanlarda küçük bir cemaat gibi Zeydiyyeyi yaymak ve halkın İslam’ı yaşamasına katkı sağlamak amacıyla küçük sohbet grupları şeklinde çalışmaya başlamıştır. Sonrasında camii faaliyetleri, sportif faaliyetler ve kültürel faaliyetler yaparak cemaati büyütmüştür. Bir süre sonra cemaat parlementoda temsil edilmeye başlamış, hatta cemaatin lideri Bedrettin el-Husi milletvekili seçilmiştir. 2004 yılında Bedrettin El-Husi hükümet kuvvetleri tarafından tehdit unsuru olarak görülmüş ve öldürülmüştür. Bedrettin El Husi öldürülünce Husiler Yemen hükümeti ile silahlı mücadeleye girmişler fakat 2010 yılında hükümetle barışmışlardır. 

Husiler ve İran İlişkisi

Yemen’in nüfusunun yaklaşık % 40'ı Zeydiyye mezhebine mensuptur.  Zeydiye mezhebine mensup olan Husiler 1990'lı yıllardan sonra öğrencilerini İran’a eğitim için göndermişlerdir. İran'da üniversite okuyan gençlerin cemaat içerisindeki etkisi artmıştır. Hükümet kuvvetleri ile silahlı mücadeleye girdikleri dönemde İran, Husilere ciddi anlamda yardım etmiştir. Hükümet başkanı Salihi bu durumu net bir şekilde ifade etmiştir. Arap baharı diye adlandırılan dönemde Batılı güçler Müslümanların yaşadıkları bölgelerden kendi istediklerini yapacak liderler devşirmeye başlamışlardır. Özellikle Siyonistler 2011’den sonra bölgeden kendilerine uşaklık yapacak kişileri devşirmek için harekete geçmişlerdir. Husiler tam da böyle bir ortamda petrol fiyatlarının yüksekliğini ve hayat pahalılığını bahane ederek hükümete karşı önce gösteriler yapmışlar, sonra hükümet güçleri ile çatışmaya ve yavaş yavaş bazı bölgeleri ele geçirmeye başlamışlardır. 2015'li yıllara gelindiğinde Husilerin ilerleyişi artmış, Husiler, Yemen’in başkenti Sana’yı ve parlementoyu ele geçirmişler, Aden’i kuşatmışlar ve almışlardır.  Husilerin bu derece ilerlemesine Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkeleri tepki göstermiş, Suudi Arabistan öncülüğünde bir koalisyon kurulmuş ve Husiler’e karşı hava hareketi düzenlenerek Husilerin ilerleyişi durdurulmuştur. Bunun üzerine Husiler Aden ve çevresini boşaltmışlardır. Fakat yaşanan bu olaylarda kazanan her iki tarafa da silah satan Batılı güçler olmuştur. Müslümanların payına ise ölüm ve gözyaşı düşmüştür   

Husilerin İran'dan etkilendiğini anlamak için çok fazla çabaya gerek yoktur. Attıkları sloganlar dahi İran ile aynıdır. “Allah büyüktür. İsrail'e ölüm, Siyonizme lanet, İslam'a zafer.”  Husilerin politikaları her zaman İran ile paralel olmuştur. Husilerin lideri İsrail’e savaş ilan ederken aslında İran’ı pasiflikle suçlamıştır. Türkiye’deki Yemen derneğinin Husilerein savaş ilanı için yaptığı açıklama şu şekildedir: “Husiler kurulduğu günden beri Yemen'deki hükümetle mücadele etmiş, sloganları Siyonizm’e ölüm olmasına rağmen Yemen'deki Müslümanları öldürmüşlerdir.  Kendi geçmişlerini düzeltmek ve halkta oluşan tepkiyi azaltmak için bu savaşı ilan etmişlerdir.” 1. Dünya savaşı sırasında İngilizler ile savaşan Müslüman askerlerin isimlerini taşıyan bu askerlerin sömürgeci güçlerle mücadelelerini anlatan bir şehitliği yıkan Husiler, nasıl Emperyalizme savaş açabilir? Özellikle ekonomik nedenleri ve petrol fiyatlarının yüksekliğini bahane ederek hükümete isyan eden Husiler, iktidara geldikleri dönemden beri petrol fiyatlarında ve ekonomik konularda hiçbir iyileştirme yapmamış, siyonizme karşı hiçbir mücadele içerisine girmemiştir. Bu durum halkta Husilere karşı tepkilerin artmasına neden olmuştur. Bu durumun üstünü örtmek isteyen Husiler de İsrail’e karşı tepki göstererek hem halkı susturmayı hem de kendisine yeni elemanlar devşirmeyi amaçlamaktadır.

Husilerin İsrail’e Savaş İlanı

Husilerin İsrail'e savaş ilan etmeleri elbette tüm Müslümanları sevindirecek bir durum. Ama yıllardır Filistin’e destek vermeyip de şimdi destek vermesi insanları düşündürmekte. 2013 yılından bu yana Babülmendep boğazına sahipti de niçin 10 yıl zulme sessiz kaldı . İsrale savaş açmadı .  Husilerin doğrudan İsrail gemilerini hedef almak yerine, özellikle İsrail'e destek veren Batılı ülkelerin ticaret gemilerini hedef alması Kızıldeniz'in ticaretini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu durum özellikle Kızıldeniz'de söz sahibi olamayan Fransa'nın işine gelmeye başlamıştır. Tarih boyunca Fransa'nın çıkarlarıyla İran'ın çıkarları hep örtüşmüştür.  İngiltere ve Amerika İran'a ambargo uyguladığında, Fransa bu ambargoyu her zaman delmiş, Fransız kriptosu ile İran kriptosu örtülü bir şekilde de olsa paralel çalışmıştır. Humeyni'nin Fransa'da kalması ve İran devrimine Fransa'nın büyük destek vermesi bu durumun en açık delillerindendir. İran’ın İsrail ile savaşmak yerine Pakistan ve Irak’ı bombalaması, sloganlarının ne derece hayattan ve samimiyetten uzak olduğunu göstermektedir.

Dünyada yaşananlar bilindiği üzere bize gösterilenlerden ibaret değildir. Özellikle dünyayı sömüren güçlerin kendi aralarındaki savaşları ve bu savaşların yansımalarının farklılıklarını görebilmekteyiz. Sömürgeci İngiltere ve Fransa Afrika’da, Asya’da   vekalet savaşlarını artırmıştır. Önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi Gazze katliamıyla Ortadoğu’daki vekalet savaşları hız kazandı. İngiltere'nin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz'e hâkim olması Fransa'nın işine gelmemektedir. Husilerin buraya müdahale etmesi Fransızların itibarının artmasına neden olmuştur.  Husilere karşı koalisyon kuran İngiltere ve ABD’nin yanında Fransa’nın yer almaması bunu doğrular niteliktedir.

İran Siyonizm’e ölüm sloganları atmakta idi. Gazze katliamı sırasında 22.000'den fazla Müslüman şehit edilirken, binalar yıkılırken, insanlar açlığa bırakılırken İran hiçbir şekilde Hamas'ın yanında yer almadı. Hamas desteklerinden dolayı teşekkür etmesine rağmen. Suriye savaşı sırasında her türlü askeri birliğini Suriye’ye aktaran İran neden bu savaşta “Ya şahadet ya ölüm.” dememişti?  

Samimi Müslümanlar Yok Ediliyor

Husilerin İsrail’e açtığı savaş sonrasında insanlar Husilerin yanında yer almaya başlamıştır.  Hamas istihbarat sızmasını azaltmak için dışarıdan bir cihatçı almazken Husiler dünyadaki Müslümanları kendi tarafına çekmektedir. Yemen’den ve farklı coğrafyalardan birçok gönüllü Husi saflarına katılmaya başlamıştır.  Bu durum ister istemez insanın aklına şunu getirmektedir: Küresel sömürgeci güçler her 10 yılda şuurlu, saf Müslümanları belli bölgelerde toplayıp yok etmekte. El Kaide, DAİŞ, Taliban vb.  2010'lı yıllarda güya Şam Irak İslam Devleti’ni kuracağını iddia eden DAİŞ’e, dünyadaki saf, bilgisiz, cahil Müslümanlar katılım sağlamışlardır. Hatta dünya küresel sömürgeci devletlerin istihbaratları da DAİŞ’e adam toplamaya başlamıştır. Dünyanın faklı coğrafyalarından Suriye ve Irak'a gelen Müslümanlar daha sonra küresel emperyalist devletler tarafından öldürülmüş, öldürülemeyenler de hapse atılmıştır. Aradan 10 yıl geçti dünyada yine İslam'a karşı insanların ilgisi artmaya başladı. Avrupa’da, ABD’de ve sömürdükleri ülkelerde insanlar İslam’a girmeye başladı.  Bu samimi Müslümanlar ülkelerinde kalırsa ülkede Müslümanların sayısı artacak. İleride sömürgeleri ellerinden çıkacak. O zaman bunların büyümeden, çoğalmadan yok edilmeleri gerekiyor. Bu, bugün İnşallah Yemen ve Husiler olmaz. 

Müslümanların kanından beslenen vampir bir sömürgeci güçle Müslümanlar karşı karşıya. Kuzu postuna bürünmüş kurtların arasında kalan Müslümanların ne liderleri ne planları ne de ortak akılları bulunmakta. Gazze yanarken, insanlık yok edilirken yardım yapmayan hatta köstek olan Müslümanlar var. Hatta ülke liderleri protestolar düzenleyip Siyonizm’e lanet ederken kapı arkasından onlara destek vermekte, onlara ürün satmaktadır. Bir yandan devlet liderleri boykot çağrısı yaparken bir yandan firmaları eli kanlı İsrail’e mal satmaktalar. Bir yandan İsrail’e savaş ilan edilirken bir yandan bunun samimiyetini sorgular duruma geldik.

Acilen Müslümanların yeniden iman etmesi gerekir. Acilen bir başkan seçmeleri gerekir. Acilen bir yıllık, beş yıllık, 100 yıllık plan yapmaları gerekir. Acilen Müslümanların BM ile Dolar ile bütün Batı ile ilişkilerini kesmesi gerekir. Çünkü onlar bizim içimizde olduğu vakit bizi devşiriyorlar. Biz de Samiri’nin buzağısına tapan çok olduğu için bize kaybettiriyorlar. 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.