Peygamber Efendimizin sünneti, bütün canlılara merhameti emreden sahih öğretilerle doludur. “Yeryüzündekilere merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin” hadisi ve susuz bir köpeğe su verdiği için affedilen kadın kıssası hepimizin bildiği örneklerdir. Yine birçok rivayette kedilerin insana bulaşmayan, ev içinde rahatça dolaşabilen hayvanlar olduğu ifade edilir; Kur’an’da ise Ashab-ı Kehf’i koruyan köpekten bahsediliyor. Bütün bunlar, dinimizde tabiatı ne olursa olsun hayvanlara şefkat, özen ve ölçülü muamele olduğunu gösteriyor. Ancak her caiz olan konu olduğu gibi bunun ifrat ve tefrit durumları da var mıdır?
İslam’da Hayvan Bakımı
Son yıllarda hayvan hakları söylemi, çoğu zaman İslami ölçülerden tamamen kopuk birtakım ideolojik akımların arka bahçesine dönüşmüştür. “Merhamet”, “hümanizm” ve “doğalcılık” gibi süslü başlıklar altında vejetaryenlikten yeni yaşam tarzı dayatmalarına kadar birçok uygulama Müslüman toplumlara pazarlanmaktadır.
Oysa İslam, kimseyi et yemeye mecbur etmezken Allah’ın helal kıldığını haram saymayı kesin biçimde reddeder. Helal ve usulüne uygun kesilen et hem caizdir hem de bereketlidir. Bununla birlikte dinimiz; hayvanların yetiştirilmesi, taşınması ya da kesimi sırasında zulmü, ihmal ve gereksiz acıyı kesin şekilde yasaklar. Aynı şekilde sırf spor olsun diye avlanmak da haramdır.
Evcil Hayvan Sahipliği
İslam’da evcil hayvan beslemek yasak değildir. Bununla birlikte “ne” besleneceği ve “nasıl” besleneceği sıkı etik ve dini ölçülere bağlıdır. En başta da bakım sorumluluğu gelir. Nitekim Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kadın, bağlayıp aç bırakıp ölüme terk ettiği bir kedi yüzünden cehenneme girdi.” (Sahih Buhari, 3318)
Şeriat, evcil hayvan olarak bakılabilecek türleri açıkça sınırlandırır. Kediler, kuşlar ve balıklar gibi zararsız ve temiz hayvanlara izin verilmiştir. Efendimiz kedileri sever, sahabe arasında kuş besleyenler bulunurdu. Ancak dini açıdan necis sayılan veya doğası gereği zararlı olan domuz, yırtıcı hayvanlar ve benzeri türler evcil hayvan olarak beslenemez.
Köpek meselesi, günümüzde özel olarak ele alınması gereken bir konu hâline gelmiştir. Son yıllarda popüler kültürün etkisiyle köpek sahiplenmenin bir “trend”e dönüşmesi, çoğu zaman İslam hukukunda bu konuyla ilgili belirlenen sınırların göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Bazıları, fikhî bilgileri çarpıtarak Batı kültüründeki anlayışı meşrulaştırmaya çalışmakta; hatta sosyal medyada kendilerini haklı göstermek adına delilleri bağlamından kopararak kullanmaktadır. Buna karşı çıkanlar ise kolayca “yobazlık”la itham edilerek tartışma sağlıklı zeminden uzaklaştırılmaktadır. Oysa meseleye yaklaşırken ilk sorulması gereken soru şudur: Köpek beslemek dinen haram mıdır?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bugün yaygın olduğu şekliyle köpeğin ev içinde beslenmesi hususunda İslam mezhepleri arasında görüş birliği bulunmaktadır. Buna göre köpek, ancak bekçilik, çobanlık, avcılık gibi somut ve zaruri ihtiyaçlar için beslenebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir köpek beslerse, her gün amelinden bir kîrat eksilir. Ancak çoban, tarla veya av köpeği bundan müstesnadır.” (Buhârî, Müslim). Âlimlerin çoğunluğu kıyas yoluyla güvenlik amacıyla kullanılan köpekleri de bu istisna kapsamına dâhil etmiştir.
İhtilaf konusu olan asıl mesele ise köpeğin bir kimseye veya eşyaya temas etmesi durumudur. Bu tartışma, köpeğin yaladığı şeyin yedi defa yıkanmasını emreden hadise dayanmaktadır. Bu noktada fakihler şu soruyu sormuştur: Köpek zatı itibarıyla temiz (tâhir) midir, yoksa necis midir?
Bu konuda âlimler arasında üç temel görüş bulunmaktadır:
1. Köpeğin tamamıyla tâhir olduğu görüşü:
Bu görüş İmam Mâlik’e aittir. Mâlikî mezhebinde canlıların aslen temiz olduğu kabul edilir; buna köpeğin salyası da dâhildir. Ancak bu görüş, köpeğin evde beslenmesini meşru kılmaz. Mâlikîler de köpeğin evde beslenmesine veya etinin yenmesine cevaz vermezler.
2. Köpeğin tamamıyla necis olduğu görüşü:
Şâfiî mezhebi ve Hanbelî mezhebindeki görüşlerden biri, köpeğin salyasıyla birlikte tüyünün dahi necis olduğu yönündedir. Bu görüşe göre köpeğe dokunan kimsenin temas ettiği yeri temizlemesi gerekir.
3. Köpeğin tüyünün temiz, salyasının necis olduğu görüşü:
Bu görüş İmam Ebû Hanîfe’ye ve İmam Ahmed’den nakledilen diğer bir rivayete aittir. Buna göre köpeğin kuru tüyüne dokunmak necaset doğurmaz; ancak salyası necis kabul edilir.
Ne var ki bugün sosyal medya kültürü, Batı yaşam tarzı ve popüler eğlence endüstrisi sebebiyle Müslümanlar arasında “ev köpeği” modası yaygınlaşmış durumdadır. Bir kısmı bunu hobi sanmakta, bir kısmı ise modernlik ve statü göstergesi haline getirmektedir. Oysa köpeğin ev ortamında tutulmasının fıkhen sakıncalı olduğu, meleklerin bulunduğu ortama girmediği ve sayısız dini ihtar bulunduğu çok iyi bilinmektedir.
Hayvanların İnsan Önüne Geçmesi
Aslında daha endişe verici bir kültür daha vardır. Bu da özellikle Batı’da yükselen bir akımın, evcil hayvanları adeta “çocuk” statüsüne çıkararak insan önceliklerini gölgelemesidir. Bugün birçok ülkede aile yapısının çöküşü, düşük doğum oranları ve yalnızlaşan bireylerin artması, evcil hayvan merkezli yaşam tarzlarını tetiklemiştir.
Evcil hayvanlar aile üyeleri gibi görülmekte, çocuk sorumluluğundan kaçan bazı kişiler tüm duygusal ve maddi yatırımlarını hayvanlara yönlendirmektedir. Bu eğilim, aşırı bireyciliği, aileden kopuşu ve insanın insana olan sorumluluğunu zayıflatmaktadır. Hatta bazı toplumlarda insanlar, evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiyi gerçek insan ilişkilerine alternatif olarak görmeye başlamıştır.
İslam ise hayvanlara merhameti emreder; fakat hayvanın insanın önüne geçirilmesini, aile yapısını bozan ya da insan fıtratını bulandıran hiçbir yaklaşımı kabul etmez.
Sonuç
İslam, tüm yaratılmışlara karşı merhameti esas alır. Ancak insanın Allah katındaki eşsiz konumunu ve sorumluluğunu her şeyin üstünde tutuyor. Çocuklar bir nimettir, emanettir, kişinin dünyada neşesi, ölümden sonra sadaka-i cariyesidir. Evcil hayvanlar ise birer lütuftur; ancak hiçbir zaman insanı, aileyi ve asli sorumluluklarımızı gölgeleyemez.
İlaveten İslam’ın hayvanlara yönelik merhamet anlayışı, fıkhî sınırları ortadan kaldıran bir serbestlik alanı olmadığını vurgulamak gerekmektedir. Gerek köpek gerek başka bir hayvan olsun, onlarla ilişkilerimize dair hükümleri popüler kültürün etkisinden değil, sahih bilgi ve ilmî geleneğinden almak gerekmektedir.
*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.

0 Yorum