Ramazan’a Koşun!

Ramazan her yıl gelir; fakat her gönülden aynı izlerle geçmez. Kimileri onu sıradan bir takvim yaprağı gibi karşılar; kimileri geceleri uyanık, gündüzleri uykuda geçirilen bir alışkanlığa dönüştürür. Bir de azınlık vardır ki Ramazan’ı Allah’a doğru gerçek bir koşu, hakiki bir yarış mevsimi olarak idrak eder.

Rab’ımız buyuyor: “وَسَارِعُوا إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ(Rabbinizin mağfiretine koşun.)

Bu ilahî hitap bilhassa Ramazan’da ete kemiğe bürünen amelî bir çağrıdır. Çünkü Ramazan ayı, itaat ayıdır, kazanç ayıdır, hasat ayıdır. Yıl boyunca ektiğimiz namazı, zikri, sabrı ve doğruluğu bu mübarek ayda toplamamız beklenir. En büyük hüsran ise Ramazan’ın gelip geçmesi ve insanın onu yaşadığını zannetmesi; hâlbuki ondan bir yudum dahi tadamamış olmasıdır.

Ramazan Bir Mekteptir

Bilin ki mübarek Ramazan ayı her şeyden önce bir terbiye ayıdır. Nefsi sabra alıştırır, arzuları dizginler, alışkanlıkların zincirini kırar, öncelikleri yeniden inşa eder. Açlıkla, susuzlukla ve nefsin dizginlenmesiyle insanı doğrudan imtihan eden bir ibadettir oruç. Bu sebeple – serveti ne olursa olsun – hiç kimse bu ibadeti parayla ikame edemez. Çünkü bu ibadetin maksadı, imtihanın bizzat kendisidir.

Bu ibadetin azametinden dolayı Allah Teâlâ ona hususi bir paye vermiştir. Kudsî hadiste buyurulur: “Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir; oruç hariç. O benim içindir ve onun karşılığını ben veririm.”

Zira oruç gizli bir ibadettir. Onun hakikatini yalnız Allah bilir; samimiyetini ise sabredip mükâfatını yalnız O’ndan bekleyen kul tanır.

Ramazan Tövbe Mevsimidir

Ramazan ayların sultanıdır. İçinde Kur’an’ın indirildiği, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. O gece, günahların affı, sevapların katlanması ve yorgun kalpler için ilahî bir umut kapısıdır.

Bu yüzden Ramazan, tövbeye koşan, gafletten uyanan ve itaate yönelen müminlerin ayıdır. Onu sadece yeme-içmeye, tüketime ve gösterişe indirgemek büyük bir aldanıştır. Eğer oruçlunun zihni sofraya konacaklarla, göğe yükselecek amellerden daha fazla meşgulse; ayın ruhundan kopulmuş, şekliyle yetinilmiş demektir.

Gaflete Kapılma!

Ramazan’ın hakikatinden en büyük kopuşun tezahürlerinden biri de onu bir “dizi sezonu”na dönüştürmektir. TV programları ve dizilerin yayın saatleri adeta ibadet vakitlerinin önüne geçirilecek şekilde hazırlanır. Böylece gün namaza göre değil, ekrana göre şekillenmeye başlar.

Zikirle, Kur’an’la, teveccühle ve aile içi muhabbetle geçirilmesi gereken saatler tüketilir. Ekran başında geçirilen her saat, bedel olarak Ramazan’dan çalınır. Ne yazık ki, geceler de bu şekilde çalınır, nurlar söndürülür, ayın maksadı eğlenceyle ikame edilir.

Ey kardeşim! Sabaha kadar uyanık kalıp öğlene dek uyuyarak Ramazan’ı yaşadığını sanma. Böyle yapan, onun bereketinden de sevincinden de mahrum kalır. Çünkü Ramazan gün sayısıyla değil, kalpte bıraktığı iz ile ölçülür.

Ramazan’ın Büyük Şiarları

Ramazan gece namazının, istiğfarın ve Peygamber Efendimize salât ü selâmın ayıdır. Onun en belirgin nişanelerinden biri teravih namazıdır. Teravih birkaç rekâttan ibaret değildir; kalbi dirilten, Kur’an’la bağı tazeleyen toplu bir iman mektebidir.

Aynı zamanda bu ay sevginin, iffetin ve cömertliğin mevsimidir. Sadakalar artar, fıtır sadakasıyla oruç arındırılır, fakirlerin gönlü onarılır. İbadetin merhametten kopuk olmayacağı bir kez daha hatırlatılır.

Ramazan Kur’an ayıdır. Bu yüce kitap bu ayda indirilmiştir. O hâlde Ramazan’ın, Kur’an’dan günlük bir nasip olmadan geçmesi yakışık almaz: tilavetle, tefekkürle ve amelle… Çünkü Kur’an bu ayda kalp dirilişidir.

Bayram ve İhmal Edilen Sünnetler

Bayram, itaatten sonra verilen ilahî bir mükâfattır. Sevinç meşru kılınır, özellikle çocukların gönlünü sevindirmek o günün ruhundandır.

Bu ayda ihmal edilen sünnetlerden biri de aynı sofrada toplanmaktır. Bu hem berekete daha yakındır hem muhabbeti artırır hem de israfı azaltır. Davet etmek, paylaşmak ve kardeşlik bilincini derinleştirmek Ramazan’ın özündendir.

Ve en temel hakikat fakiri hissetmektir… Bizim birkaç saatliğine tattığımız açlık, başkaları için süreklidir. Eğer Ramazan bu duyguyu uyandırmıyorsa, şekil yerine gelmiş olsa bile ruh kaybedilmiştir.

Ramazan içinden geçip gittiğimiz bir ay değildir; bizim içimizden geçmesi gereken bir aydır. Bizi değiştirmeli, terbiye etmeli ve Allah’a bir adım daha yaklaştırmalıdır. Onun hakikatini idrak edenler, selef-i sâlihînin bu aya neden böylesine hürmet ettiğini iyice anlar.

Allah’ım! Bizi Ramazan’a ulaştır. Bu ayda oruçta da kıyamda da bize yardım et. Bizi merhametine koşanlardan eyle… ihmalkârlardan değil, pişman olanlardan değil; kazanan kullarından eyle.