Suriye iç savaşıyla gündeme gelen Özellikle de Şam muhalif Lider Şara tarafından ele geçirildikten sonra gündeme daha çok gelen İtrail’in maşası Dürziler ve Dürziliğe bir başka açıdan bakalım. Arap Dağı'nda (19. yüzyılda Lübnan’dan Fransız iş birliğiyle yerleştirilen Arap kisvesine bürünmüş sapık Fatımi kalıntısı Fars göçlerinden önce Sünni Reyyan Dağı olarak bilinir) ateşler yükselmekte. İtrail Dürzileri desteklemekte, Dürziler önce askerleri öldürdü. Sonra ise topyekûn saldırıya geçti. Bunun üzerine Arap aşiretleri Dürzilere karşı topluca savaş ilan etti. Tam bu dönemde Dürziler ve inanç esasları gündeme geldi.
Kimdi bu Dürzi oğlu Dürziler…
Dürziler sapık fırka Fatımilerin inancını taşımakta. Şia’nın sapkın kollarından biri. Toplum içinde Allah inancı varmış gibi gözükmelerine karşı hakikatte Fatımi Halifesi Hâkim Biemrillah’ı ilah kabul eden bir guruptur. İnançlarını açıkça söylemezler Şia’daki takiyeyi kullanırlar. Kuranı rehber almak yerine Sembolleri tabidirler. Onlara göre nakıtlıktaki kişiler kutsaldır. İslam’daki kabir hayatını ve ahireti inkâr ederler, ölümden sonra reenkarnasyona ruhun başkasına geçeceğine inanırlar. Bu sapık ideolojinin kökü 11 Y.Y da Fatımi devleti zamanında Hamza B. Ali Ez-Züneni adlı bir Mecusi tarafından (Görünürde Müslüman) ortaya konmuş ve Mısır da yayılmıştır. Hâkim Biemrillah’ı Allah’ın yer yüzündeki gölgesi olarak kabul edip onun tekrar döneceğine inanmaktadırlar. En önemli kaynakları Hikmet Risaleleridir. İslam’ın şartlarını yerine getirmezler bunu sembollerle değiştirmişlerdir. Bu bölgeye gelmeleri Selahattin Eyyüb’ inin sapık Fatımi devletini yıktıktan sonra toplumdan soyutlanmış fakat küçük guruplar halinde yaşamaktaydılar. Lübnan’a kaçan gurup burada yaşamaya başlamış.
Osmanlı Şeyhülislamı İbni Kemal “Dürzi ve Nusayriler Yahudi ve Hıristiyanlardan daha kafirdir. Darül İslam’da yaşamaları caiz değildir… ‘’ İbni Teymiyye “Dürzilerin kestiği yenmez Kadınlarıyla evlenilmez Müslüman mezarlığına konmaz…‘’ demiştir. Kısaca Dürziler İslam’a karşı içten yıkıcı, dışta dost görünümlü bir batini sapkınlığın akımdır. Osmanlı Osmanlının gücünü kaybetmesi ile bu bölgeye Fransızlar tarafından yerleştirilmiştir.
İtrail devletini kuran batı İtrailin iki ateş arasında Yahudilerin kalmaması için Lübnan’dan getirtilen bu Fatimi kalıntılarını; Sünni samimimi iki Müslüman topluluk arasına yerleştirdi. Onlarda efendilerine sadık bir topluluk olarak sürekli hizmet etmişlerdir.
Süveyda'da çatışmaların yankısı sürerken, dumanın ve mermilerin ötesine geçen varoluşsal sorular gün yüzüne çıkıyor. Suriye’nin güneyinde yaşananlar sadece mezhepsel bir çatışma mı? Yoksa İsrail’in iç yüzünü ortaya çıkaran siyasi bir deprem mi? Dürzîlerin bu savaşa sürüklenmesi ister müdahale bahanesi olarak ister çatışmanın yakıtı olarak değerlendirelim. İsrail; toplumun derinliklerinde gizli gerilimleri harekete geçiriyor: Yahudiler ile Dürzîler arasında, sadakat ile kimlik arasında, devlet ile cemaat arasında.
Dürzîler: Şartlı Müttefik
İtrail, kurulunca bu coğrafyada var olabilmek için kendilerine müttefik aramaya başlamışlar ve Müslümanlarla fikirsel ayrılığı en fazla olan toplumlara belli imkanlar vererek onlardan faydalanmışlardır. İşte bunlardan itrailin bölgedeki kullandığı topluluklardan biri de Dürzilerdir. Anadolu’da bir deyim vardır birisi çok kötü bir iş yaptığı vakit ona “Seni Dürzi seni” denir ki aslında Dürzilerin tarih boyunca bu coğrafya da beraber yaşadıkları topluma çok ihanet ettiklerini gösterir. Bu coğrafyada Dürziler her zaman bölge halkına ihanet etmiştir.
İtrail de Dürzîleri uzun süredir “başarılı entegrasyon modeli” olarak göstermeye çalıştı: Dürziler itrail de orduya hizmet ediyorlar, İstihbarat ta çalışıyorlar ona karşın makamlar elde ediyorlar. Hatta dağ köylerinde İsrail bayrağının yanına kendi bayrakları da çekiliyor. İtrail için her şeyi yapan Dürzileri itrail hiçbir zaman benzememiştir. 2018’de çıkarılan Yahudi Ulus Devleti Yasası, Dürzîlerin (ve diğerlerinin) eşit vatandaşlar olarak tanınmasını ortadan kaldırdı ve İsrail’in “sadece Yahudilerin ulus devleti” olduğunu ilan etti. Bu yasa Dürzî toplumunda büyük bir öfke patlamasına neden oldu; binlerce Dürzî sokaklara döküldü ve şöyle haykırdı: “Kanımız ucuz değil… Biz ikinci sınıf vatandaş değiliz”. Bu sloganlarda gösteriyor ki Dürziler de kendilerinin kullanıldığını biliyor. Ama bu kullanılmayı ucuza satmayacaklarını ifade etmekteler. İtrail hedefe ulaşmak için her kesi ve her fırsatı değerlendirmekte.
Süveyda İçeriği Alevlendiriyor
Dürzilerin kullanılmasını daha iyi anlamak için son olaylara bakmamız iyi olur . İsrail, son zamanlarda güney Suriye'deki bazı hedefleri “Dürzî halkını rejimin zulmünden korumak” bahanesiyle bombalamaya başlayınca, sahne dramatik bir hâl aldı. Bir anda, Suriye Dürzî topluluğu siyasi bir kart haline geldi; İtrail bölgeyi yeni bir uçuruma sürükleyebilecek askeri müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bu müdahale İsrail içinde oy birliğiyle karşılanmadı, Aksine kamuoyunda derin bir bölünme yarattı: Aşırı sağcı milliyetçiler Dürzîleri yeniden şeytanlaştırmaya başladı: “Onlar Arap… Orduya hizmet etseler de onlara güvenmiyoruz”.
Liberaller ve sekülerler ise İsrail’in sınır ötesi mezhepsel çatışmalara karışmasından duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler. İsrail'deki Dürzîler ise iki ateş arasında kaldı: Sessiz kalırlarsa Suriye’deki kardeşleri tarafından hain ilan edilirler; karşı çıkarlarsa, hizmet ettikleri devlet içinde hain sayılırlar. Sonuçta Dürziler Asırlardır beraber yaşadıkları Müslüman Araplara silah sıkmışlar onları öldürmüşlerdir. Suriye güçleri karşı çıkmış, Arap aşiretleri ayaklanmış, Türkiye ağırlığını Suriye tarafına koyarak olaylar şimdilik yatışmıştır. Ama bu hesap kolay kapanmayacak. Araplar kendilerine yapılanı unutmayacak, İtrail de amacına ulaşmak için Dürzileri her fırsatta kullanacaktır.
Asıl Kriz: Bir Efsanenin Çöküşü
İsrail'in yaptığı şey yalnızca başka bir devletin iç işlerine müdahale değil; aynı zamanda uzun zamandır pazarladığı sahte imajın çöküşüdür. Azınlıklar arası “birlikte yaşama”, “eşit vatandaşlık”, “Yahudi asker ile Dürzî asker arasında ayrım yapmayan ordu” ... Tüm bu sloganlar, “mezhepsel koruma” adına atılan ilk bombayla yerle bir oldu. Ama bombalar Süveyda’ya Dürzîlerin adıyla yağarken, herkes soruyor: Gerçekte savaşa kim karar veriyor? Kim kullanılıyor? Kim feda ediliyor?
X Platformundan (Eski Twitter) Alıntı
Bu bağlamda, Siyonist bakış açısının “müttefiklere” yönelik gerçek yüzü ortaya çıkıyor. İsrail işbirlikçisi Hicrî adlı Dürzîyi öven bir Dürzî’nin X platformunda yaptığı paylaşıma, İsrailli gazeteci Edy Cohen şöyle yanıt verdi: “Kim daha aşağılık? Hamas mı, Golani çeteleri mi?” Cohen ise şu cevabı verdi: “Kendi vatanını işgal etmeme yardım eden daha aşağılıktır”. Bu doğrulanmış hesaplardan yapılan paylaşım, Siyonist kurumun Dürzîleri geçici araçlar olarak gördüğünü ve ihtiyaç bittiğinde onları çöpe attığını açıkça gösteriyor. Bu aslında sürekli tarih boyunca böyle olmuştur. Her güçlü zayıfı önce kullanmış sonra işi bitince onursuz bir şekilde onun da sonunu getirmiştir.
Sonuç; Süveyda’dan Sonra Ne Olacak?
Bugün Süveyda bir savaş alanı olabilir, ama aynı zamanda İsrail’in iç yüzünü yansıtan bir aynadır. Toplumu birleştiren kimliğin ne kadar kırılgan olduğunu, mezheplerin siyasi amaçlarla nasıl istismar edildiğini, ve Dürzîler için sömürgeci bir projeye dâhil olmanın çözüm değil, varoluşsal bir kriz olduğunu gösteriyor.
Arap Dağı’nda Fatımi kökenli Dürzîlerle Müslüman bedeviler arasında dökülen kan , Celile, Hayfa ve Karmel'de yeni bir siyasi bilinç ateşi yakabilir.
Ve İsrail’in korktuğu şey de tam olarak budur : Herhangi bir roketten daha fazla.
Öyle ki, Yahudi gazeteciler bile örneğin Edy Cohen Dürzîleri “Yahudilerin bekçi köpekleri” olarak adlandırmaktan çekinmiyor. Ve övünerek şöyle diyorlar: “Bir Yahudi bekçi köpeği isterse… Bir Dürzî ister”.
*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.

0 Yorum