editorbet giriş Deneme Bonusu veren siteler editorbet giriş

Cep Telefonunda İsrail: Netanyahu’nun Mesajı Ne Anlatıyor?

15 Eylül akşamından beri, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun “cep telefonu olan herkesin bir parça İsrail’e sahip” olduğunu söylediği kısa bir video klip dolaşmaya başladı. Klip kısa sürede popüler bir meme haline geldi ve elbette birçok kişinin gözlerini devirdi. İlginç ki bir zamanlar Netanyahu’nun sarf ettiği sözler, İsrail’in veya Yahudilerin teknoloji, tıp ve gıda alanlarını kontrol ettiğini söyleyen biri antisemitizmle suçlanmaz mıydı? Hatta sosyal medyadan yasaklanmaz mıydı? Ne oldu!

Ama bir soluk alalım. Bir sözü doğru anlamak için metne ve bağlama bakmamız gerekir. Kısa video yaygın şekilde dolaştı; ancak kimse sözlerin tamamını ve bağlamını dikkatlice analiz etmedi.

Bağlam

Videonun tamamı 18 dakika 11 saniye uzunluğunda ve İsrail başbakanının YouTube sayfasında bulunuyor. Video, 14–18 Eylül tarihleri arasında işgal altındaki topraklarda düzenlenen “50 Eyalet, Tek İsrail” konferansına katılan heyetlere yönelik hoş geldiniz konuşmasının bir parçasıydı. Dinleyiciler, 250’den fazla Amerikalı eyalet milletvekili ve İsrail hükümeti üyelerinden oluşuyordu. Hatta konferans, İsrail’i ziyaret eden en büyük ABD’li seçilmiş yetkililer heyeti olarak tanımlanıyor.

Bu bağlam neden önemli? Kısa videoyu izleyenlerin çoğunun düşündüğünün aksine, Netanyahu “Burada cep telefonunuz var mı? Orada İsrail’in bir parçasını tutuyorsunuz” derken sıradan anlamda bir tehdit savurmuyordu. O, farklı bir noktaya değiniyordu: Amerikalı milletvekillerine, ülkelerinin İsrail olmadan ne kadar zayıf olacağını ve neden İsrail ile işbirliği yapmaları gerektiğini anlatıyordu. Hatta aynı günün önceki programında İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın Amerikalı heyete, eyaletlerinde boykot karşıtı yasalar çıkarmalarına dair talimatı dikkat çekicidir.

Tabii, başka bir ülkenin başbakanı aynı şekilde delegelerine hitap etseydi Donald Trump ne derdi diye merak edilebilir. Ancak Trump, her zamanki bağırışlarıyla ya da gümrük vergi cezaları yapamazdı, çünkü Netanyahu’nün sözünden anlaşıldığı gibi İsrail’in, veya başka adıyla Siyonistlerin, ABD siyaseti ve ekonomisi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İşte “50 Eyalet, Tek İsrail!” etkinliğinin mesajı da budur.

Sözler

Şimdi, o sözün kendisine, her yerde geçen ifadeye bakalım: Telefonlarımız gerçekten Siyonist devletin bir parçası mı? Eğer sadece telefonlar olsaydı, belki hayatımız daha kolay olurdu. Ancak kullandığımız yazılım platformlarının çoğu, Siyonist projelerle doğrudan veya dolaylı bağlantıları olan şirketlere bağlıdır. Donanım her yerde karşımıza çıkabilir; ancak işletim sistemleri ve büyük platformlar, Google, Microsoft, Apple, dijital deneyimimizi şekillendiriyor. Bilgisayarlarımızdaki çiplerin çoğunu üreten, görünüşte Amerikan şirketi olan Intel’den bahsetmiyorum bile. Çünkü Intel dediğimiz şirket, İsrail’in en büyük özel sektör işvereni ve en büyük yüksek teknoloji ihracatçısıdır.

İsrail bizim gıda ve ilaçlarımızı mı üretiyor? Herhangi bir boykot listesine bakın; Siyonist bağlantıları olan şirketler tarafından üretilen birçok tüketim malzemesi göreceksiniz. Netanyahu’nun “kiraz domatesleri üretiyorlar” şeklindeki sözü de, gıda pazarlarını ele geçiren çokuluslu tarım teknolojisi ve GDO şirketlerinin genellikle İsrailli firmalar ve araştırmalarla bağlantıları olduğu gerçeğinin kısa bir özetidir.

Öyleyse biz bu noktaya nasıl geldik? Düşmanlarımıza gereğinden fazla güveniyoruz. Gerçek düşmanlarımızın kim olduğunu çoğu zaman fark edemiyoruz; bir yüzyıl önceki sömürgeciler tarafından olduğu gibi yine aldatılıyorlar. Alternatifler oluşturmaya çalıştığımızda, propaganda makineleri bize karşı harekete geçiyor: Ürünlerimizin kalitesiz olduğunu iddia ediyorlar ve kendi kardeşlerimize güvenmememizi, bunun yerine onlara güvenmemizi söylüyorlar.

Güncel Olaylar Bağlamında

Netanyahu, desteğin kaybını, özellikle de eşi görülmemiş ve ezici bir reklam darbesi olduğunu, kesinlikle hissetmiş görünüyordu. TRT’ye göre İsrail, sosyal medya platformlarıyla yapılan anlaşmalara 50 milyon dolar harcadı; influencer’lara ödenen miktarlara bile girmeyelim. Bu baskıyı hisseden Netanyahu, konuşmasında medya itibar kaybına ilişkin olarak günah keçilerini işaret etti: Katar ve tabii ki, Amerikalı ziyaretçilerini endişelendirmek için Çin! Ayrıca Batı Avrupa’yı defalarca eleştirdi ve “İslamcıların İşgali” konusunda uyarıda bulundu. Kaldı ki Avrupa’ya yaptığı atıflar, İngiltere’deki göçmen karşıtı protestolar ve Fransa’daki hükümetin çöküşü gibi son olaylardan ayrı olarak değerlendirilemez.

Yine de Netanyahu gülümsedi ve desteğin geri kazanılacağına olan güvenini gösterdi. Siyonist ağların tüketim kültürünü ele geçirdiğini biliyor ya da buna inanıyor; insanlar, onların kontrolündeki modern tüketimin konforunu kolayca terk etmeyecekler. Konuşması, hem yenilgi hissini hem de sahip oldukları birçok “koz”dan kaynaklanan güveni ortaya koydu: ne yediğimiz, ne içtiğimiz, nasıl iletişim kurduğumuz ve bilginin nasıl aktığı üzerinde sahip oldukları etki.

Tefekkür

Ama belki de İsrail, telefonlarımızdan ve meyvelerimizden daha fazlasıdır; diplomasiye, yönetimimize, okullarımıza ve müfredatımıza da nüfuz etmiştir. Bunu, batı sistemler uyguladığımızda; yerel, köklü fikirler geliştirmek yerine güçlü dış aktörlerin sağladığı kılavuzlara ve modellere güvendiğimizde görebiliyoruz.

Uykumuzdan kalkıp bu mücadelede kararlı durmalıyız: Bu mücadele çok boyutludur ve düşmanımız bizi besleyip giydirirken savaşmayı umut edemeyiz. Bedir’deki öğüdü unuttunuz mu? Hubâb b. Münzir, düşman size asla isteyerek su vermeyeceği için, Hz. Peygamber’e su kaynağının Müslümanların elinde kalması için ordunun konumunu değiştirmeyi tavsiye etti. Siyonistler bizim düşmanlarımızdır; onları bu şekilde tanımalı ve ona göre hareket etmeliyiz.


*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.