Hafta başında İsrail’in eski başbakanı Naftali Bennett, X platformunda gazeteci Tucker Carlson’un iddialarını yalanladı. Carlson, Jeffrey Epstein’ın kurduğu cinsel şantaj ağına İsrail devleti ve Mossad’ın da bulaştığını öne sürmüştü. Ancak Bennett’in bu telaşlı çıkışı, inkâr ettiği kadarını değilse bile, daha fazlasını düşündürdü.
Zihinlerde hemen başka sorular beliriverdi: Örneğin, neden The Times of Israel, eski başbakan Ehud Barak’ın Epstein’ı 2013 ile 2017 arasında tam 30 kez ziyaret ettiğini haber yapmıştı? Üstelik bu ziyaretler, Epstein’ın adı çoktan karanlık işler ve küçük yaşta kız çocuklarının istismarıyla anılmaya başlamışken gerçekleşmişti. Ama bu konu belki de başka bir günün meselesi.
Asıl soruya dönelim: Nedir bu Epstein dosyaları ve neden yeniden manşetlerde?
Jeffrey Epstein Kimdi?
1953 yılında New York’ta Yahudi bir ailede doğan Jeffrey Epstein, öğretmen olarak başladığı kariyerine finans dünyasına yönelerek devam etti. Bağlantıları ve yatırım ilişkileri sayesinde ABD’nin finans dünyasında hızla yükseldi. Ayrıca, şu anda Carbyne olarak bilinen İsrail’deki bir yüksek teknoloji şirketinde hissesi var.
Ancak Epstein asıl olarak reşit olmayan kız çocuklarını içeren geniş çaplı bir seks kaçakçılığı ağı kurmakla tanındı. 2008’de Florida’da yapılan tartışmalı bir savunma anlaşmasıyla sadece 13 ay ceza aldı fakat bu cezayı büyük oranda ev hapsinde geçirdi. Gerçek anlamda hesap vermesi ancak 2019’da Karayipler’deki “Pedofil Adası”nda yürütülen soruşturmanın ardından tekrar tutuklanmasıyla mümkün oldu.
Ama mesele sadece cinsel istismardan ibaret değildi. Epstein’ın genetik mühendislik ve yapay zekâ yoluyla “üstün insan ırkı” üretme gibi saplantılı fikirleri vardı. Harvard Üniversitesi’ne 10 yıl içinde tam 9,1 milyon dolar bağış yapmıştı. Üniversite her ne kadar 2008’den sonra bağış kabul etmediklerini söylese de Epstein’ın kampüs erişimi yıllarca sürdü. 2010-2018 yılları arasında Harvard’ın Evrimsel Dinamikler Programı’na ait bir ofis, kart ve şifreye sahipti.
Sonunda, 6 Temmuz 2019’da yeniden gözaltına alındı. Bir ay sonra, 10 Ağustos sabahı Manhattan’daki hücresinde ölü bulundu. Resmî açıklama “intihar” olsa da kamuoyunun büyük kısmı onun “susturulduğuna” inanıyor. Hele ki adaya uçuş kayıtları bulunmasına rağmen Epstein’in hiçbir “müşterisi” bugüne kadar tutuklanmadı
Yeniden Neden Gündemde?
Bu ayın başlarında ABD Adalet Bakanlığı ve FBI, kamuoyunun yıllardır merak ettiği “müşteri listesi”ne dair ellerinde hiçbir şey olmadığını duyurdu. Aynı açıklamada, Epstein’ın gerçekten de intihar ettiğini yinelediler. Ancak bu açıklama, özellikle cezaevindeki güvenlik kameralarının kayıp olan üç dakikalık görüntüsüyle ilgili şüpheleri yatıştırmadı.
Donald Trump destekçileri de hayal kırıklığı içinde. Çünkü birçok kişi, Trump’ın iktidara dönerse “o listeyi açıklayacağına” inanıyordu. Hatta bizzat Trump ve çevresi bu listeye dair imalarda bulunmuştu. Ama ortada halen bir sonuç yok !
İşin ilginç yanı, Trump’ın artık eski dostu olan Elon Musk, X hesabında Trump’ın da o listede olduğunu iddia etti. Trump’ın geçmişteki kadınlara yönelik skandalları ve Epstein’la olan ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda bu iddia kulağa pek de mantıksız gelmiyor.
Trump’ın eski özel kalemi Mick Mulvaney, Al Jazeera’daki Head to Head programında şu çarpıcı sözleri sarf etti:
“Benim tahminim -ki bilgiye dayalı bir tahmin- o liste her iki (siyasi) kanattan çok önemli isimleri kapsıyor. Bu yüzden ne Trump açıklıyor ne de Biden açıkladı.”
Mesele Sadece Epstein Değil
Epsetin meselesi “Amerika’ya özgü bir skandal” olarak görülebilir. Oysa konu, ulusal sınırları aşan ahlaki ve siyasi sorular barındırıyor. Eğer Epstein bir şantaj ağı kurduysa - ki veriler bunu gösteriyor- o zaman dünya siyasetine yön veren bazı figürlerin bu ağda yer alma ihtimali yüksektir.
Üstelik Epstein davası, yalnızca onun suçlarını değil, benzeri yapılanmaların neler yapabileceğini de ortaya koyuyor. Sözde hayır kurumları, STK’ler veya akademik programlar altında yürütülen insan ticareti ve çocuk istismarı gibi karanlık işlerin üzeri bu dosya sayesinde aralanabilir.
Tarihten örnek mi? 2007’de altı Fransız, Çad’da 103 çocuğu yasa dışı şekilde yurtdışına çıkarmaya çalışırken yakalanmıştı. Ya da Türkiye’deki 2023 depremlerinden sonra hâlâ kayıp olan çocuklar? Bunlar birbirinden bağımsız olaylar mı, yoksa daha geniş bir sömürü ağının parçaları mı?
Durum ne olursa olsun, Epstein’ın yalnız olmadığını; finans, siyaset, akademi ve medya dünyasındaki güçlü kişilerle kurduğu ilişkilerin daha büyük bir sistemin parçaları olduğunu görüyoruz.
Epstein dosyası, yalnızca bir adamın kirli geçmişini değil, sistemin en üst kademelerinde nasıl bir cezasızlık kültürü yaratıldığını sorgulatıyor.

0 Yorum