Siyonistlerin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel düzen, bugün ciddi bir kırılma yaşıyor. Yalta Konferansları ile dünyayı paylaşan güçlerin inşa ettiği bu sistem; Birleşmiş Milletler, NATO ve küresel finans mekanizmalarıyla onlarca yıl boyunca işledi. Görünürde “barış” söylemiyle kurulan bu yapı, gerçekte ülkelerin doğal kaynaklarını ve İnsan kaynağını sömürmeyi esas aldı. 2010 yılına kadar kusursuz işleyen bu yapı Arab son baharıyla işlemez hale geldi.
Birleşmiş Milletler’in ilk büyük icraatlarından biri, Filistin topraklarında İsrail devletinin kurulması oldu. Kurumun ne kadar “tarafsız” olduğu ise sponsorlarından belliydi. BM binasının Rockefeller Vakfı tarafından tahsis edilmesi, bu yapının arkasındaki güç ilişkilerini açıkça gösteriyordu. BM kararlarını sahada uygulayacak askerî güç olarak NATO kuruldu ve sistem uzun yıllar kusursuz şekilde işledi.
Bu süreçte SSCB ve Çin gibi aktörler “tehdit” olarak gösterildi; dünya halkları sağ–sol kamplara bölündü. Halklar kendi içinde kavga ederken, küresel elitler ülkelerin madenlerini, petrolünü, emeğini sömürdü.
Arap Baharı: Hizmet Süresi Dolan Liderlerin Tasfiyesi
2010’da başlayan Arap Baharı, bu düzenin ilk büyük çatlağıydı. Batı’ya yeterince hizmet edemez hâle gelen liderler bir bir tasfiye edildi. Yerlerine daha kolay yönlendirilebilecek isimler getirildi. Ancak Suriye kriziyle birlikte, bu kez güç odakları kendi aralarında çatışmaya başladı. Çünkü Arap ülkelerinin Batı uşağı liderleri halklarından çaldıkları paraları İsviçre’deki bulunan Rothschild’in bankalarına yatırmışlar. Bunlar güya Arap milliyetçisi. Arap baharının sponsoru olan iki zengin aile bu paraları bölüşmesi gerekirken Rothschild bu paraları Rockefeller ile bölüşmez ve savaş başlar. Daha önceki yazılarımda daha detaylı rastlayabiliriz. Bunun üzerine AB altında gelişen ittifak İngiltere’nin AB’den ayrılması ile daha derinleşir.
Arap ülkelerinin sözde milliyetçi liderleri, halklarından çaldıkları servetleri Batı bankalarına aktarmıştı. Bu servet paylaşımı meselesi, küresel elitler arasındaki çıkar çatışmasını su yüzüne çıkardı. Aynı dönemde İngiltere’nin AB’den ayrılması, Avrupa içindeki fay hatlarını daha da derinleştirdi.
Bugün Ukrayna–Rusya savaşı, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük çatışma olarak yaşanıyor. Afrika’da ise Fransa’nın kontrolündeki ülkeler bir bir kopuyor. Görünürde ülkeler çatışıyor gibi olsa da bu Yahudi Siyonist ailelerin çıkar çatışması dünyayı kaosa sürüklemekte. Fransa devleti Masonik yapı olan Rockefeller ailesinin kurduğu bir devlet. 18 YY dan sonra sahneye çıkan ve devlere faizli para vererek spekülasyonlar oluşturarak zenginleyen bugün doların sahibi ülkelerin birçoğunun merkez bankalarının sahibi Rothschildler ise İngiltere ile çıkar ilişkisinden dolayı beraber çalışmakta. ABD de Trump’ın gelmesi bu küresel yapıyı çatırdatmaya başladı.
Trump ve Yeni Emperyalizm: “Trumpizm”
Donald Tromp’ın ABD başkanlığı, bu eski düzeni sarsan en önemli gelişmelerden biri oldu. Tromp, göreve gelir gelmez BM, DSÖ ve benzeri küresel yapılara açıkça savaş açtı. “Yavaş, etkisiz ve çıkarlarımı korumuyor” diyerek BM’yi fiilen devre dışı bırakmaya başladı. AB ülkelerini Grönland ile tehdit etti. İngiltere’yi, Kanada’yı eyaleti yapacağını söylemesiyle tehdit etti. Bu tehditler şimdiye kadar dünyayı sömüren devletlere yapılan tehditlerdi. Fakat 2025 de ABD de deki Los Angeles yangınları sonucunda İngiltere’ye karşı daha yumuşak tavır sergilerken Fransa ve AB ye karşı daha sert tavır göstermekte. Hatta BM’nin yerine Trump bir barış kurulu kurmuş bu barış kurulu için 50 ülkeye davetiye göndermiş 30 ülke lideri bu barış kurulu toplantısına olumlu cevap verirken bazı ülkeler çekimser kalmış. Ama Fransa gibi bazı ülkeler buna direk karşı çıkmışlar. Çünkü bu yapı Avrupa’nın dışlandığı gibi Avrupa’nın da ABD tarafından direk hedefi haline gelecek bir toplantı olduğunu anlamışlardır. Tromp BM’yi hızlı hareket etmiyor çıkarlarımı korumuyor diye tasfiye ediyor. Onun yerine kendi emrinden çıkmayacak ölene kadar başkanlığını yapacağı bir sitem kuruyordu. Bu sömürü sistemi tamamen ABD ve Trump’ın şirketlerine hizmet edecekti.
Trump’ın yerine koymak istediği yapı ise çok daha açık bir emperyalizm modeli sunuyor:
Hızlı karar alan, tamamen ABD merkezli ve Trump’a bağlı bir sistem.
Gazze için önerilen “barış planı” bunun en net örneği oldu:
Hamas silahsızlandırılacak
Gazze, Filistinliler tarafından değil, ABD’nin atadığı bir yönetici tarafından yönetilecek
Sahil şeridi “Dubai modeli” bir turizm alanına dönüştürülecek. Çünkü Tromp otelleri yapılacak.
Peki Gazze halkı?
Şehit olanlar?
Yerinden edilen milyonlar?
Bu bir barış değil, açık bir sömürgeleştirme projesidir.
Trump, bu projeyi sunarken bazı halkı Müslüman ülke liderlerini de yanına alarak, yeni sömürü düzenine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Venezüella’dan sonra şimdi de Gazze’nin doğal gazı hedefte.
7 Ekim 2023 öncesinde Gazze açıklarındaki doğal gaz yatakları için Çin’le Filistin devletinin göstermelik başkanı Mahmut Abbas ın yaptığı anlaşmaların akıbeti, savaşla birlikte değişti. ABD donanması Doğu Akdeniz’e girince, Çin bölgeden çekildi. Çin görünürde şişirilmiş bir ülke. ABD ile ne Venezuela’da ne Sudan da rekabet etti. Elini tuttuğu her ülkeyi ABD ile karşılaşınca bırakıp kaçtı. Olan yine Filistin halkına oldu.
Dünya Nereye Gidiyor?
Bugün dünya, Pedofili hukuki sicili tartışmalı, hakkında binlerce dava bulunan bir figürün insafına terk edilmiş durumda. Buna rağmen küresel sistemden ciddi bir itiraz yükselmiyor. Tromp öyle bir kurduk ki bu sisteminin başkanı ölene kadar Trump. Bu sisteme Katılmak için 1 Milyar dolar para verecekler ülkeler. Bu sistemde Trump’ın damadı var Jored Kushner (Gazze topraklarına turizm alanı yapalım fikir babası) , Macro Rubio (ABD savunma bakanı Gazze katliamı fikir babası), Tony Blair (Eski İngiltere başbakanı, Irak işgalinin sorumlusu). Trumpizmin ortaya koyduğu sistem de bu, ekibi de bunlardan oluşuyor. İnsanlığın işi zor. Davos toplantısında Kanada başbakanı eski sistemin çöktüğünü kendilerini koruyacak yeni bir sistemi acil kurmaları gerektiğini ifade etmiştir. Elbette eski sömürücüler bu duruma sessiz kalmayacak. Ellerindekileri kolayca vermeyecekler. Trump küresel sisteme karşı çıktığı için içeride kendisine yönelik muhalif sesler artmakta. Göçmen polislerine karşı sesler artmakta. Kaliforniya eyaleti Trampa rağmen DSÖ ile çalışacağını açıkladı. Dolar hızla değer kaybetmekte. ABD tahvillerini satarak Tromptan öç alamaya çalışıyor. ABD’yi zor günler bekliyor. O sürekli dışarı saldırıyor ama belki ABD’nin dağılmasına neden olacak veya küresel sisteme karşı geldiği için Kennedy gibi ortadan kaldıracaklar. Çünkü Tromp dünyanın en büyük iki mafyasına rağmen uğraşmakta. Birinci mafya Tapınakçı Masonlar olan Rockefeller (Fransa), ikinci mafya tefeci Roltşiltler (İngiltere).
Asıl sorgulanması gereken şudur:
Bu zulüm düzeni neden hâlâ ayakta?
Cevap acı ama net:
Çünkü İslam dünyası dağınık, bağımlı ve edilgen. Başsız, Lidersiz. Halbuki iki cihan güneşi Peygamberimiz ‘’ Halifeye biat etmeden ölen Ebu Cehl üzere ölür.’’ buyurmuştur.
Oysa petrol bizde, doğal gaz bizde, tarım bizde, altın, elmas, güneş, rüzgâr, insan gücü bizde. Sadece vermeyi bıraksak, bu düzen çöker. Çünkü bu sistem üretmez, sadece bizden aldıkları ile beslenir.
Çıkış Yolu
Çözüm bellidir ama bedel ister:
İslam Birleşmiş Milletleri
İslam Ortak Pazarı
Ekonomik ve siyasi bağımsızlık
Hak geldiğinde batıl zaten yok olur.
Ama hak, onu savunacak irade olmadıkça gelmez. ‘’ Hak Geldi Batıl Zail Oldu .’’
*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.

0 Yorum