Gazze Savaşı Bağlamında Yapay Zekâ

Gazze Şeridi, uzun yıllardır süregelen abluka ile periyodik askerî çatışmaların iç içe geçtiği, insani ve güvenlik boyutları birbirinden ayrıştırılamayan çok katmanlı bir kriz alanı olarak öne çıkmaktadır. Her yeni çatışma dalgası; gıda, su, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçları daha da derinleştirirken hasarın tespiti, kaynakların etkin yönlendirilmesi ve hızlı müdahale kapasitesi üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır.

Bu bağlamda yapay zekâ (YZ), büyük veri kümelerini kısa sürede analiz edebilme yeteneği sayesinde kriz yönetiminde dönüştürücü bir araç olarak gündeme gelmiştir. Yapay zekâ bir yandan insani yardım operasyonlarının planlanması, hasar tespiti ve kaynak dağılımını desteklerken diğer yandan askerî ve güvenlik alanlarında hedefleme, gözetim ve karar alma süreçlerini hızlandırmaktadır. Bununla birlikte, medya ve bilgi savaşı bağlamında gerçekliğin çarpıtılması ve Gazze halkının yaşadığı insani durumun manipüle edilmesinde de etkin biçimde kullanılmaktadır.

Bu yazı, Gazze örneği üzerinden yapay zekânın kriz yönetimine etkisini üç temel eksende ele almaktadır: İnsani boyut, askerî ve güvenlik boyutu ve medya alanında gerçekliğin çarpıtılması.

I. Gazze’de İnsani Kriz Yönetiminde Yapay Zekâ

Gazze’deki insani krizin ayırt edici özelliklerinden biri, yüksek zaman baskısı ile son derece sınırlı kaynakların aynı anda var olmasıdır. Bu nedenle hızlı, doğru ve güvenilir bilgiye dayalı karar alma süreçleri hayati önem taşımaktadır. Yapay zekâ, bu noktada özellikle üç alanda öne çıkmaktadır: İnsani yardım tedarik zincirlerinin iyileştirilmesi, sağlık ve acil durum yönetiminin desteklenmesi ve uydu görüntülerine dayalı hasar tespiti.

İnsani Yardım ve Tedarik Zincirlerinin İyileştirilmesi

Kriz bölgelerinde insani yardımların etkisi yalnızca miktarlarıyla değil, dağıtım biçimleriyle de doğrudan ilişkilidir. Yapay zekâ tabanlı optimizasyon araçları; satın alma, depolama, taşıma ve dağıtım süreçlerini daha verimli hâle getirmeyi hedeflemektedir.

Dünya Gıda Programı tarafından geliştirilen ve küresel ölçekte kullanılan SCOUT Projesi, yapay zekâ destekli modeller aracılığıyla lojistik planlamayı iyileştirmekte, alternatif senaryolar üretmekte ve kaynak israfını azaltmaktadır. Gazze bağlamında siyasi ve güvenlik kısıtlamaları yardımların girişini sınırlasa da bu tür sistemler yardımın mümkün olduğu anlarda önceliklendirme ve daha adil dağıtım açısından önemli katkılar sunabilir.

Sağlık Acil Durumları ve Risk Öngörüsü

Yapay zekâ, sağlık alanında kriz öngörüsü ve acil durum yönetimi bakımından da kayda değer bir potansiyele sahiptir. Elektrik kesintileri, temiz suya erişimde yaşanan sorunlar ve yoğun nüfus hareketleri, özellikle salgın hastalık riskini artırmaktadır. Makine öğrenmesi modelleri; sağlık altyapısı verileri, çevresel koşullar ve geçmiş hastalık örüntülerini analiz ederek olası riskleri önceden tespit edebilir.

Bunun yanı sıra triyaj sistemlerinin desteklenmesi, ambulans ve sınırlı tıbbi kaynakların önceliklendirilmesi gibi alanlarda da karar destek mekanizmaları sunabilmektedir. Gazze’de altyapı yetersizlikleri bu uygulamaların kapsamını daraltsa da uluslararası iş birliği çerçevesinde uzaktan teşhis ve destek sistemlerinin kullanımı kısmen mümkün hâle gelmektedir.

Uydu Görüntüleriyle Hasar Tespiti

Gazze bağlamında yapay zekânın en görünür katkılarından biri, uydu görüntülerinin analizi yoluyla gerçekleştirilen hasar tespitidir. Sahaya erişimin son derece sınırlı olduğu koşullarda, yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ve bilgisayarlı görü algoritmaları yıkımın boyutunu kısa sürede ortaya koyabilmektedir.

Birleşmiş Milletler’e bağlı UNOSAT tarafından yayımlanan raporlara göre, 2024 yılı Eylül ayı itibarıyla Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 66’sı farklı derecelerde hasar görmüştür. Bu tür nicel veriler; hangi bölgelerin yaşanamaz hâle geldiğini, nerelerde acil barınma ve altyapı desteği gerektiğini ortaya koyarak insani yardım planlamasına yön vermektedir. Yapay zekâ sayesinde manuel değerlendirmelere kıyasla çok daha hızlı ve kapsamlı bir durumsal farkındalık sağlanmaktadır.

Bununla birlikte, insani alandaki yapay zekâ uygulamaları ciddi sınırlamalarla karşı karşıyadır. İletişim altyapısının çökmesi, veri eksikliği ve güvenlik kısıtlamaları bu teknolojilerin etkisini azaltmaktadır. Dolayısıyla yapay zekâ, siyasi çözümlerin veya insani erişimin yerini alan bir araç değil; ancak onları tamamlayan bir destek unsuru olarak değerlendirilmelidir.

II. Gazze’de Askerî ve Güvenlik Krizlerinde Yapay Zekâ

Yapay zekânın Gazze’deki kriz yönetiminde en tartışmalı kullanım alanı askerî ve güvenlik boyutudur. İsrail ordusu, son yıllarda yürüttüğü operasyonlarda yapay zekâ destekli sistemleri yoğun biçimde kullandığını açıkça ifade etmektedir. Bu sistemler, istihbarat analizinden hedef belirlemeye kadar geniş bir yelpazede rol oynamaktadır.

Hedefleme Sistemleri ve “Hedef Fabrikaları”

Basına yansıyan araştırmalar, İsrail’in “The Gospel” gibi yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla hedef üretim süreçlerini büyük ölçüde hızlandırdığını ortaya koymaktadır. Bu sistemler, çok sayıda veri kaynağını birleştirerek kısa sürede kapsamlı hedef listeleri oluşturabilmektedir.

Ancak sorun, hızın çoğu zaman doğruluğun ve insani denetimin önüne geçmesidir. Hedef üretiminin neredeyse endüstriyel bir sürece dönüşmesi, sivil kayıplar riskini artıran yapısal bir sorun olarak değerlendirilmektedir.

Lavender Sistemi ve Otomatik Şüphelendirme

+972 Magazine tarafından yayımlanan bir araştırma, Lavender adlı bir sistemin binlerce kişinin “potansiyel hedef” olarak sınıflandırılmasında kullanıldığını ileri sürmüştür. Bu tür sistemler; bireylerin iletişim ağları, hareket örüntüleri ve dijital izlerini analiz ederek risk puanları üretmektedir.

Bu yaklaşım, masum sivillerin yanlışlıkla hedef listelerine dâhil edilmesi riskini ciddi biçimde artırmaktadır. İnsan denetiminin sembolik bir düzeye indirgenmesi, yapay zekâ çıktılarının fiilen belirleyici hâle gelmesine yol açmaktadır.

Veri Kalitesi, Hukuk ve Sorumluluk Sorunu

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2024 tarihli raporları, İsrail ordusunun kullandığı dijital araçların eksik veya hatalı verilere dayanabileceği ve bunun sivil zararı artırabileceği yönünde uyarılar içermektedir. Uluslararası insancıl hukuk; ayrım, orantılılık ve önlem alma ilkelerini zorunlu kılarken yapay zekâ destekli sistemlerde sorumluluğun kime ait olduğu sorusu giderek daha muğlak bir hâl almaktadır.

Yazılım geliştiriciler, veri sağlayıcılar ve askerî karar vericiler arasındaki sorumluluk zincirinin belirsizleşmesi, ciddi hukuki ve etik boşluklar doğurmaktadır.

III. Yapay Zekâ ve Gazze Gerçekliğinin Çarpıtılması

Gazze’de kriz yönetimi yalnızca sahadaki fiziksel yıkımla sınırlı değildir; dijital alanda da yoğun bir anlatı savaşı yürütülmektedir. Yapay zekâ, bu alanda hem içerik üretiminde hem de içeriklerin dolaşıma sokulmasında belirleyici bir rol oynamaktadır.

Derin Sahte (Deepfake) İçerikler

2023 ve 2024 yıllarında, yapay zekâ ile üretilmiş sahte görseller ve videoların Gazze bağlamında hızla yayıldığı gözlemlenmiştir. Associated Press gibi kuruluşlar, yapay zekâ tarafından üretilmiş sahte bebek fotoğrafları ve yıkım görüntülerinin kamuoyunu yanıltma potansiyeline dikkat çekmiştir.

Bu tür içerikler, gerçek görüntülerle iç içe geçerek hem duygusal manipülasyona yol açmakta hem de hakikatin ayırt edilmesini zorlaştırmaktadır.

Sahte Hesaplar ve Etkileşim Ağları

Reuters ve diğer uluslararası medya kuruluşları, 2024 yılında Meta ve OpenAI tarafından kapatılan bazı ağların, yapay zekâ destekli içeriklerle İsrail lehine propaganda yürüttüğünü ortaya koymuştur. Sahte kimlikler üzerinden oluşturulan bu ağlar, geniş bir toplumsal destek algısı yaratmayı hedeflemiş ve kamuoyunu yönlendirmeye çalışmıştır. Yapay zekâ, bu noktada insan emeğini asgariye indirerek büyük ölçekli dezenformasyon kampanyalarını mümkün kılmaktadır.

Algoritmalar ve Duygusal İçeriklerin Yükselişi

Sosyal medya platformlarının algoritmaları, etkileşimi yüksek içerikleri öne çıkarmaktadır. Bu durum, duygusal açıdan sarsıcı ancak doğruluğu tartışmalı içeriklerin hızla yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Gazze bağlamında bu süreç, hem acının istismar edilmesine hem de sahici tanıklıkların görünmez hâle gelmesine neden olmaktadır.

Sonuç

Gazze örneği, yapay zekânın kriz yönetiminde çift yönlü bir etkiye sahip olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. İnsani alanda yapay zekâ; yardım dağıtımını iyileştirme, hasarı hızlı biçimde tespit etme ve kaynakları daha rasyonel yönlendirme potansiyeline sahiptir. Buna karşılık askerî alanda hedefleme süreçlerini hızlandırarak ciddi etik ve hukuki sorunlar doğurmakta, sivil zarar riskini artırmaktadır. Medya alanında ise yapay zekâ, gerçekliğin çarpıtılmasını ve dezenformasyonun kitlesel ölçekte yayılmasını kolaylaştırmaktadır.

Bu nedenle mesele, yapay zekâyı bütünüyle reddetmek ya da yüceltmek değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan merkezli denetim ilkeleri çerçevesinde sorumlu kullanımını sağlamaktır. Aksi hâlde yapay zekâ, Gazze halkının yaşadığı krize çözüm üretmek yerine onu daha da derinleştiren bir unsur hâline gelebilir.