İshak Anlaşmalarına Doğru: Kolombiya Seçimlerinde İsrail’in İzleri

İshak Anlaşmalarına Doğru: Kolombiya Seçimlerinde İsrail’in İzleri

Kolombiya, geçen hafta iki önde gelen aday arasında çekişmeli bir yarışın yaşandığı seçimleri geride bıraktı. Senatör Iván Cepeda, iş adamı Abelardo de la Espriella’ya karşı yenilgiye uğradı. De la Espriella’nın kıl payı kazandığı ikinci turda, oyların %49,66’sı ona, %48,70’i ise Cepeda’ya gitti.

Tekrar aday olamayan Kolombiya’nın Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, sonuçlarla ilgili seçim sahtekârlığı iddiasında bulundu. Geçen hafta X platformunda arka arkaya yaptığı paylaşımlarda Petro, muhalefetin oy satın aldığını ve İsrail ile ABD’nin De la Espriella’nın kazanmasına yardım etmek için müdahale ettiğini iddia etti.

Arka Plan

Petro’nun iddiasını destekleyen somut belgeler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı, ancak iki adayın İsrail politikaları arasındaki uçurum, bu iddiayı havada bırakacak kadar masum değil. Cepeda, Gazze soykırımına tepki olarak Siyonist devletle ilişkilerin kesilmesine dair 2024 kararını da içeren Petro’nun politikalarını sürdürmeyi hedefliyordu. Bu kopuş öncesinde Kolombiya, İsrail’in kömür ithalatının yarısından fazlasını karşılıyordu ve İsrail, tüfeklerden jetlere kadar her şeyi satan Kolombiya’nın başlıca askeri ortaklarından biriydi. Buna karşılık De la Espriella, o yıllardaki gidişatı tersine çevirmeyi ve Kolombiya’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma sözü verdi. Sonuç açıklandığı anda Siyonistlerce tebriklerle karşılanması hiç de şaşırtıcı değildi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın X üzerinden gönderdiği tebrik mesajına yanıt veren De la Espriella, 24 Haziran’da şu paylaşımı yaptı: “Teşekkür ederim sevgili dostum. Kolombiya, İsrail Devleti ile ilişkilerini daha önce hiç olmadığı kadar yeniden kuracak ve güçlendirecektir. İsrail, Kolombiya’ya sadık bir dost ve sarsılmaz bir müttefik olarak güvenebilir. Tanrı iki ulusumuzu kutsasın.” Netanyahu’nun ofisi de De la Espriella’yı “İsrail’in dostu” olarak tebrik etti ve bölgedeki Hıristiyan Siyonist ittifakın en son sloganı olan “Yaşasın İshak Anlaşmaları” ifadesini ekledi.

Müdahale İddiası

De la Espriella’nın profili, tam da İsrail’in istediği gibi görünüyor. Başkanlık yarışına girmeden önce İtalya’nın Floransa kentinde yaşıyordu ve lüks bir yaşam sürüyordu. ABD vatandaşı ve Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi üyesi olan De la Espriella, Trump tarafından açıkça desteklendi. Trump da şimdi onun kazanmasını sağladığını söylüyor.

Petro ise yabancı aktörlerin Ulusal Kayıt Bürosu’nun web sitesine erişerek oy verilerini değiştirdiğini iddia etti. Petro, partisinin seçimden önce oylama yazılımı için bir “teknik denetim” talep ettiğini ve tahrifatı önlemek amacıyla yetkililerden elektronik olarak iletilen tüm belgelerin dijital izlerini korumalarını istediğini belirtti. Ancak bu taleplerin göz ardı edildiğini de vurguladı. Petro ayrıca, birkaç seçim sunucusunun IP adreslerinin değiştirildiğini iddia ederek, bunu sonucun manipüle edildiğinin kanıtı olarak gösterdi: “Dünyada bunu yapma kapasitesine sahip tek kurum İsrail’dir.”

Kolombiya Başsavcısı Gregorio Eljach, “sahtekârlık olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını” savundu. İlk bakışta Petro’nun açıklamaları, mağlubun acı bir teselli arayışı olarak bir kenara itilebilir. Ancak İsrail’in adı, seçimlere müdahale bağlamında ilk kez gündeme gelmiyor.

2023 yılında 30 Batılı medya kuruluşundan gazetecilerin oluşturduğu bir konsorsiyum tarafından yürütülen bir soruşturma, herhangi bir tüzel kişilik altında faaliyet göstermeyen ve “Team Jorge” olarak bilinen bir İsrailli yüklenici ekibine işaret etmişti. Bu ekip, hackleme, sabotaj ve otomatik dezenformasyon kampanyaları yoluyla dünya çapında 30’dan fazla seçimi manipüle ettiğini iddia etmişti. Daha yakın zamanda Reuters, Fransız yetkililerin, aşırı solcu ve Filistin yanlısı “France Unbowed” (LFI) partisinden üç belediye başkan adayı hedef alan çevrimiçi karalama kampanyasının arkasında İsrailli BlackCore şirketinin olduğundan şüphelendiğini bildirdi. Aynı şirket, New York Şehri ve İskoçya’daki yerel seçimlere müdahale iddialarının yanı sıra Angola ve Togo’daki operasyonlarla da ilişkilendirildi. Eğer özel İsrailli kuruluşlar bu kadar uzağa ulaşabiliyorsa, devletin kendisi hakkında ne düşünmeliyiz?

Petro’nun suçlaması, küresel basın tarafından bir komplo teorisi ya da yenilgenin bahanesi olarak yorumlanmış olabilir, ancak bu suçlamanın reddedilmesi çok aceleci oldu. En azından, bu reddedilme, herkesin gözü önünde yürütülen bir projeyi görmezden gelmek anlamına geliyordu.

İshak Anlaşmaları

Netanyahu’nun tebrik mesajında şifrelenen “İshak Anlaşmaları” anahtar kelimesi tesadüf değildi. Orta Doğu’daki İbrahim Anlaşmaları’nın Latin Amerika’daki yansıması olarak tasarlanan bu proje, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei’ye verilen 1 milyon dolarlık Genesis Ödülü ile başlatıldı. Genesis Ödülü, Siyonistlerin desteklediği ve İsrail devletinin davasını ilerlettiği değerlendirilen kişilere verilir. Girişimin Latin Amerika genel müdürü ve eski ABD’nin Kosta Rika Büyükelçisi S. Fitzgerald Haney, Genesis Ödülü web sitesinde yayınlanan Ekim 2025 tarihli bir röportajda, projenin (Arjantin’den sonra) “Panama ve Kosta Rika ile başladığını” ve diğer Latin Amerika devletlerinin de bunu takip etmesinin beklendiğini söyledi. Haney, ülkelerin bu bloğa yaklaşmak için aşmaları gereken aşamaları sıraladı: yeni bir serbest ticaret anlaşması, büyükelçiliklerinin Kudüs’e taşınması, Hamas ve Hizbullah’ın resmi olarak terör örgütü olarak ilan edilmesi ve IHRA’nın antisemitizm tanımının benimsenmesi. Isaac Accords (İshak Anlaşmaları) web sitesinde indirilebilir bir PDF dosyasında, Latin Amerika ülkelerinin BM’de İsrail’e ilişkin oy kullanımını takip eden ayrıntılı bir tablo yer almaktadır.

19 Nisan 2026’da Netanyahu ve Arjantin cumhurbaşkanı tarafından imzalanan kurucu metin, projeyi “özgürlük ve demokrasiyi savunmak, terörizm, antisemitizm ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Yahudi-Hristiyan geleneğine sahip ülkeleri birleştiren” bir girişim olarak tanımlıyor. De la Espriella’nın seçim kampanyasının tam da bu temalar üzerine kurulu olması hiç de şaşırtıcı değil. Dolayısıyla, onun seçimi kazanması, İshak Anlaşmaları için bir zafer anlamına geliyor.

Satır aralarını okuyan bağımsız araştırmacı gazeteci Freddie Ponton, İsrail Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonunda yedi şirketten oluşan bir İsrail hükümeti siber güvenlik heyetinin, seçimden yaklaşık 90 gün önce Kolombiyalı “karar vericiler”le görüştüğünü bildirdi.

Bölgesel Bir Eğilim

Bu arada, De la Espriella’nın zaferi, Güney ve Orta Amerika’da İsrail yanlısı seçim zaferleri dalgasına bir yenisini ekliyor. 7 Ekim’den bu yana bölgede dokuz cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Şili, Bolivya, Peru, Ekvador, Honduras, Kosta Rika ve şimdi de Kolombiya, aşırı sağa ve Siyonistlere doğru kaydı. Geri kalan ikisinden Meksika cumhurbaşkanı Siyonist değil ancak kendisi Yahudi; bölgenin en önde gelen Filistin yanlısı olan Venezuela’nın Maduro’su ise bu yılın başlarında bir gece operasyonu sırasında ABD güçleri tarafından görevden alındı.

Bu arka plan ışığında bakıldığında, Petro’nun “komplo teorisi”, yenilmiş bir siyasetçinin acısı gibi değil, daha çok İsrail ve müttefiklerinin yıllardır inşa ettikleri bir projenin erken ve rahatsız edici bir teşhisi gibi görünüyor. Bu, Kolombiya ve Latin Amerika’ya özgü bir durum, ancak ortada pek çok benzer örnek var!


*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.