29 Nisan 2026 Çarşamba günü, “Barış ve Işık Ahmedi Dini” adlı yapının mensupları, Cheshire Polisi tarafından İngiltere’nin Crewe kentinde düzenlenen bir baskınla; sapkınlık ve çeşitli cinsel suçlar gerekçesiyle gözaltına alındı. Olay, hem Müslümanlar hem de gayrimüslimler arasında geniş yankı uyandırdı. Ancak sosyal medyada ortaya çıkan birçok tartışma ve tepki, bilgi eksikliği ile önyargılardan beslendi.
Müslüman kamuoyunda birçok kişi, söz konusu grubu Hindistan kökenli Ahmadiyye Müslüman Cemaati ile karıştırarak, ana akım İslam’ın zaten tartışmalı gördüğü bu yapının daha ileri bir “sapkınlık” örneği olduğunu varsaydı. Böylece aceleci bir şekilde onları kınama yoluna gitti. Buna karşılık bazı gayrimüslim çevrelerde ise olay, İslam’a yönelik köklü önyargıları yeniden üretmenin bir aracı hâline getirildi. Hz. Muhammed’e yönelik asılsız ve çarpıtılmış ithamlar dile getirildi. Böylece gerçekle ilgisi bulunmayan bir grup üzerinden, İslam’a dair yerleşik önyargılar yeniden dolaşıma sokuldu.
Oysa tartışmanın merkezindeki temel sorun, kavramsal bir karışıklıktır. Ahmadiyye Müslüman Cemaati ile “Ahmedi Barış ve Işık Dini” (AROPL) arasında doğrudan bir bağ bulunmamaktadır.
Ahmadiyye Cemaati ve Ahmedi Dini aynı mıdır?
Ahmadiyye Müslüman Cemaati, 1889 yılında Mirza Ghulam Ahmad tarafından kurulmuştur. Ghulam Ahmad, bir yandan kendisini “Müceddidü’l-vakt” ilan etmiş, daha sonra ise Mehdi olduğunu iddia etmiştir. Bu nedenle kendine özgü bazı inançlara sahip olan Ahmadiyye Cemaati, İslam dünyasında izole bir konumda bulunmakla birlikte, mensupları kendilerini İslam’a nispet eden bir hareket olarak görmektedir. Genel Müslüman topluluklar arasında bu yapıya yönelik ciddi eleştiriler bulunmakta; bazı Müslümanlar ise onu tamamen İslam dışı bir yapı olarak değerlendirmektedir.
Crewe’de baskına uğrayan ve zorla evlilik, modern kölelik ile cinsel suçlarla itham edilen Ahmedi Dini ise modern dönemde ortaya çıkmış, kendisini açıkça bağımsız bir din olarak tanımlayan farklı bir oluşumdur. Her ne kadar bu grup da Mehdi kehanetiyle bağlantılı olsa da 2015 yılında Abdullah Hashem Aba Al-Sadiq tarafından, On İki İmam Şiiliği zemininde sözde yeni bir din olarak kurulmuştur. Kurucusu, 1983 doğumlu Mısırlı bir Amerikalı olup; dini hikâyenin izlerini sürdüğü Irak’ın Basra kentinden Ahmed el-Hasan’ın takipçilerinden biridir.
Ahmedi Dini’nin Arka Planı
Ahmed el-Hasan, 1999 yılında çoğu Şii’nin gizlendiğine inandığı On İkinci İmam ile şahsen tanıştığını ve insanları birleştirip onun dönüşüne hazırlamak üzere dinî bir göreve atandığını iddia etmiştir. Daha sonra el-Hasan, İran ve Irak’taki Şii İslam’ın yozlaştığını ileri sürmüş ve saklanmaya başlamadan önce onları reddetmiştir. Bir süre sonra takipçileri farklı gruplara bölünmüştür. Bu grupların en büyüğü olarak ortaya çıkan ve “Doğunun Kara Bayrakları” olarak da bilinen yapı, Ahmedi Dini üyeleridir.
En dikkat çekici nokta ise üyelerinin kendilerini artık bağımsız bir dinin mensupları olarak görmeleridir. Söz konusu yapının üyeleri, On İkinci İmam’ın geri döndüğüne ve dünyanın sonunun yaklaştığına inandıkları için ana Şii akımından ayrılmaktadır. Ayrıca kendi dinlerinin, dünyanın benimsemesi gereken nihai din olduğuna inanmaktadırlar.
Grup, kendi kutsal metni olarak Bilgelerin Hedefi: Muhammed Ailesinin Yükselişinin İncili adlı eseri kabul etmektedir. Yaklaşık kırk ülkede faaliyet gösterdiği ve tahminen 7.000 kişilik bir topluluğa sahip olduğu ifade edilen yapı, medya ve uydu kanalları aracılığıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu sözde din, 2018 yılından itibaren genel merkezini İsveç’te bulunduruyordu. Ancak İsveçli yetkililerle yaşanan çatışmaların ardından 2021 yılında İngiltere’ye taşındı. İngiliz yetkililer bir süredir bazı üyeleri soruşturuyordu. Nitekim eski bir üyenin verdiği ifadenin, Cheshire Polisi’nin Crewe’de gerçekleştirdiği son baskını ve ardından gelen tutuklamaları tetiklediği bildirildi.
Ahmedi Dini’nin İnanç Sistemi
Ahmedi Barış ve Işık Dini, her ne kadar Mehdilik anlayışına dayansa da “Ahmedi” ismine nispet edilmesine rağmen hiçbir zaman bir İslam mezhebi olduğunu iddia etmemiştir. Aksine, İbrahimi dinlere genel bir bağlılık iddiasında bulunmaktadır.
Bu yapıya göre yalnızca yedi misak bulunmaktadır. İlk altısının Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed’e verildiği; son ve mevcut antlaşmanın ise yeni dinin sözde öncüsü Ahmed el-Hasan’a verildiği ileri sürülmektedir. Grubun diğer temel inançları arasında şunlar yer almaktadır:
Hicri aylarla Gregoryen aylarının aynı olduğu inancı,
Ramazan’ın Aralık ayında kutlanması,
Gerçek Kâbe’nin Mekke’de değil, Ürdün’deki Petra’da bulunduğu iddiası,
Cuma namazının zorunlu kabul edilmemesi,
Reenkarnasyon inancı,
Başörtüsünün zorunlu sayılmaması,
Ölçülü alkol tüketiminin caiz görülmesi,
LGBT topluluğuna mensup kişilere hoşgörü gösterilmesi.
Sonuç olarak burada, Ahmedi Barış ve Işık Dini’nin temel ilkelerine yönelik kapsamlı bir akademik çalışma sunulduğu söylenemez. Ancak bu grubun, kendisini İslam’ın dışında ve bağımsız bir din olarak tanımladığı gerçeği ortaya konulmuştur. Bu değerlendirme, dışarıdan yöneltilmiş bir itham olarak görülmemelidir. Zira bu, grubun bizzat benimsediği bir tutumdur.
*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.

0 Yorum