İngiliz Parlamentosu, 20 Haziran Cuma günü ölümcül hastalığı olan bireyler için yardımlı ölümü yasallaştırmayı hedefleyen bir yasayı kabul etti. Ekim 2024’te İşçi Partisi milletvekili Kim Leadbeater tarafından sunulan tasarı, ölümcül hastalığı bulunan ve zihinsel yeterliliğe sahip yetişkinlere, dayanılmaz acılar içinde yaşamaktansa kendi hayatlarına son verme imkânı tanıyacak. Ancak bu yasa, kulağa modern ve “merhamet dolu” bir çözüm gibi geliyor olsa da etik kaygılar doğuruyor ve dini inançları sorgulatıyor. İşte tam da bu noktada yasanın temel hükümlerini ve İslam’ın konuya bakışını ele almak önem arz ediyor.
Yardımlı Ölüm Tasarısı ve Hükümleri
“Ölümcül Hastalığı Olan Yetişkinler (Yaşamın Sonu) Tasarısı” İngiltere ve Galler’de ölümcül hastalığı olup altı ay veya daha az ömrü kaldığı “tespit edilen” zihinsel olarak yetkin yetişkinlere, genellikle doktor gözetiminde reçete edilen veya uygulanan ölümcül ilaçlar aracılığıyla yardımlı ölümü seçme hakkı tanıyor. Suistimali önlemek amacıyla tasarı, birtakım tıbbi ve muhtemelen adli onaylar gerektiren çeşitli mekanizmaları içeriyor.
Kim Leadbeater, tasarının ölümle yüz yüze gelen bireylere onur ve özerklik sunduğunu savundu ve bu hakkı kadının kürtaj hakkına benzetti. Ayrıca “Engelli bireylerin toplumda daha iyi muamele görmesi için nasıl mücadele ediyorsam, ölmekte olan insanların hakları için de aynı şekilde mücadele edeceğim,” dedi.
Yasayı eleştiren kamuoyu, konunun ciddi etik ve toplumsal riskler barındırdığı görüşünde hemfikir görünüyor. Müslüman âlimler ile İngiliz İslam Tıp Derneği (BIMA) gibi kuruluşlar, yardımlı ölümün yasallaşmasının Kanada örneğinde olduğu gibi zamanla yalnızca ölümcül vakalarla sınırlı kalmayabileceği ve yaşlılar ile engelliler gibi savunmasız grupları ölüme yönelmeye zorlayabileceği konusunda kamuoyunu uyarıyor. Ayrıca bunun aileye ve sağlık sistemine yönelik güveni zedeleyerek odak noktasını palyatif bakımın geliştirilmesinden yaşamı sona erdirmeye kaydırabileceğini ifade ediyorlar.
İslam’ın Bakış Açısı
İslam, hayatı en kutsal emanetlerden biri olarak görüyor. Dinimizde yaşamın başlangıcını ve sonunu yalnızca Allah’ın tayin ettiğine inanılıyor. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Allah’ın dokunulmaz kıldığı canı, haklı bir gerekçe olmadıkça öldürmeyin” (En’âm 6:152). İslam, kişinin kendi hayatına son vermesini de açıkça yasaklar. Dolayısıyla ister ötenazi ister intihar şeklinde olsun, yardımlı ölüm İslam’da kesin olarak haram kabul edilir ve büyük günahlardan sayılır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de sıkıntılar sebebiyle ölümü dilemeyi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Hiçbiriniz başına gelen bir musibet sebebiyle ölümü temenni etmesin.” (Buhârî, 5671). Bunun yanında, acıdan kaçmak için ölümü aceleye getirenleri uyararak bunun cennete girmeye engel olabileceğini belirtmiştir.
İslam, acı çekmeyi sabır gerektiren bir iman imtihanı ve bu sabrın da büyük manevi karşılığı olduğunu öğretiyor. Kuran’da “Sabredenlere mükâfatları hesapsızca verilecektir” diye buyuruluyor (Zümer 39:10). Bununla birlikte, İslam yaşamı sonlandırma niyeti taşımadıkça acıyı hafifletmek amacıyla tedavi ve ağrı kesici kullanmayı teşvik ediyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ey Allah’ın kulları, tedavi olun. Çünkü Allah yaşlılık dışında hiçbir hastalık yaratmamıştır ki onun bir tedavisini de yaratmamış olsun.”
Ayrıca, tıbbi açıdan bir tedavinin faydasız olduğu konusunda fikir birliği oluştuğunda, yaşam destek ünitelerinin (örneğin ventilatörlerin) durdurulmasına İslam müsaade eder ve gereksiz yere bitkisel hayatı uzatmak yerine doğal ölümü kabullenir. Bu yaklaşım, Kuzey Amerika İslam Tıp Meclisi gibi kuruluşlar tarafından da desteklenmektedir.
Sonuç
İslam âlimleri yardımlı ölümü ve intiharı ittifakla reddederken, 2025 tarihli Hyphen anketine göre İngiltere ve Galler’deki Müslümanların %43’ü bu tasarıya karşı çıkarken, Müslüman olmayanların yalnızca %15’i karşı çıkmıştır. İnsanların %70’i bu tutumlarının temel gerekçesi olarak dini inançlarını göstermiştir. Öte yandan Müslümanların %34’ü tasarıyı desteklediğini belirtmiştir ki maalesef bu kişisel ve etik anlayışını dinin önüne koymaktır.
Sonuç olarak Yardımlı Ölüm Tasarısı, “bireysel özgürlük” ve acıyı dindirme vaatleri taşımaktadır. İslam öğretisi ise hayatın dokunulmaz kutsallığını esas alıyor ve inananları sabırla zorluklara katlanmaya, bunun yanında etik tıbbi çözümler aramaya davet etmektedir. Müslüman âlimler ise palyatif bakımın iyileştirilmesini savunurken, yaşamın kutsiyetini riske atacak her türlü düzenlemeye karşı uyarılarını sürdürmektedir.
*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.

0 Yorum