editorbet giriş Deneme Bonusu veren siteler editorbet giriş

Tevhit Merkezli Arkeoloji: Dr. Abdülkerim Ebu Şennab’ın Eleştirileri ve Yeni Yorumları

Tevhit Merkezli Arkeoloji: Dr. Abdülkerim Ebu Şennab’ın Eleştirileri ve Yeni Yorumları

Modern dönemde milletlerin hafızası Batılı kazı teknikleriyle şekillendirilirken, bu yöntemlere karşı çıkan özgün bir ses yükseldi: Mısırlı arkeolog Dr. Abdülkerim Ebu Şennab (1959–2015). “Kur’an’da Arkeoloji Bilimi” adlı eserinde ortaya koyduğu düşünceler, arkeolojinin Batılı materyalist yaklaşımlarından kurtarılması ve onun vahiy temelli olarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunur.

Kalyubiyye doğumlu olan Dr. Abdülkerim Ebu Şennab, Kahire Üniversitesi Arkeoloji Bölümünde eğitim aldıktan sonra Sakkara’daki Alman kazı ekiplerinde saha çalışmaları yürütmüş ve Hiyeratik, Demotik, Yunan Kıptice gibi eski dilleri okuyabilecek düzeyde dil bilgisine sahip olmuştur.

Ebu Şennab, geliştirdiği yönteme “Tevhidî Arkeolojik Psikoloji” adını verir. Bu yaklaşıma göre, mimari ya da arkeolojik bir yapı, nötr bir taş yığını değil; onu inşa eden toplumun varlık anlayışının, inanç dünyasının ve psikolojisinin dışavurumudur. Şu sözleri bu yaklaşımı açıklar niteliktedir: “Eser, onu yapanın diliyle konuşur; ya tevhidi haykırır, ya da efsanelerle öldürülür.” (Kur’an’da Arkeoloji Bilimi, s. 74)

İslamî Mimarilerine Bakışı

Dr. Abdülkerim Ebu Şennab’a göre, İslam şehir planlaması ve mimarisi, sadece işlevsel değil, aynı zamanda inanca dayalı anlamlarla yüklüdür. Mihraplar yalnızca duvar girintileri değil; yönelişin, kulluğun ve varlık bilincinin mimarideki tezahürüdür.

Öte yandan, Ebu Şennab, oryantalist arkeolojiyi sert bir dille eleştirir. Özellikle Gustave Le Bon ve Zahi Havas gibi isimlerin eserlerinde, İslamî yapılar sadece “kamu binaları” olarak gösterilmekte; yazma eserler, hat sanatı ve türbeler folklorik birer unsur gibi tanıtılmaktadır. Bu yaklaşımı “maneviyatın bilinçli olarak yapıdan koparılması” olarak nitelendirir (s. 113).

Ona göre daha da sarsıcı olan, bu Batılı yaklaşımları sorgulamadan tekrar eden yerli akademisyenlerdir. Onlara “müsteğribîn” (Batı’ya özenen) der, yani Batı’yı sorgusuz benimseyen, yerli duruşunu yitirmiş aydınlar. Ve şu sert ifadeyi kullanmaktan çekinmez: “Müsteşrikten daha tehlikelisi, onun söylediklerini tercüme eden bizden biridir; öyle ki mushafı Firavun’un eline tutuştururlar!” (s. 145)

Düşüncesinin Anatomisi

Ebu Şennab oryantalistleri eleştirmekle kalmayıp boşalttıkları anlamı yeniden ruha üflemeye çalıştı. Onların anlayışlarına karşı ortaya koyduğu arkeoloji anlayışı üç temel sütun üzerine oturur:

İlk olarak, “fıtrat ve tevhid” temelli bir bakış önerdi. Ona göre bir yapının biçimi, rastlantısal ya da yalnızca işlevsel değildir; insanın yaratılış özüne, varoluş gayesine ve inanç sistemine içkin anlamlarla örülüdür.

İkinci olarak, “sembollerin diliyle konuşan bir arkeoloji çağrısı” yaptı. Kubbenin altında yankılanan ses, sadece mühendislik başarısı değil; semaya açılan bilinçtir. Minare, salt estetik değil; bir davetin mekâna kazınmış izidir. Taş, taştan ibaret değildir; insan ruhunun zamana bıraktığı izdir.

Üçüncü olarak ise, “seküler ve indirgemeci tarih okumalarına itiraz” etti. Batı’nın materyalist ve evrimci anlatılarına karşı, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil; bilinçli, gayeli ve ilahi iradeyle şekillenen bir özne olarak ele alan tevhit merkezli bir okuma önerdi.

Dr. Abdüikerim Ebu Şennab, görüşlerini pekiştirmek için Kur’an’da geçen şu ayeti sıkça vurgular: “Sizden önce nice olaylar gelip geçti. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın.” (Âl-i İmrân, 137)

Fakat bu ayet, onun nezdinde sıradan bir tarih merakı değil, derin bir tefekkür çağrısıdır. Yeryüzünde gezinmek, sadece jeolojik katmanları kazmak değil; imanla, sezgiyle, gönülle yürümektir. Çünkü geçmiş sadece olup bitmiş bir şey değil, hâlâ konuşan bir mirastır.

Ebu Şennab, bir adım daha ileri giderek, “Müslümanlar taşları değil; onları imanla okuyacak gözleri kaybetti” demiştir. Belki de tam bu yüzden, geçmişin izinde yürürken, onun ruhuna bir türlü ulaşamıyoruz. Bu bağlamda, tevhidî arkeolojik psikoloji, sadece geçmişi anlamak değil; ümmeti yeniden ruhla inşa etmek için bir bilgi devrimidir.

Temel

Dr. Abdülkerim Ebu Şennab

Oryantalist ve Batıcılar

İnsan Anlayışı

Fıtrat sahibi, bilinçli ve ilahî gayeye yönelmiş bir varlık

Biyolojik dürtülerle hareket eden içgüdüsel canlı

Eserin Yorumu

Psikolojik, akîdevî ve sembolik anlam taşıyan yapı

Teknik, ekonomik veya siyasi işlevi olan araç

Arkeoloji Çalışmasının Gayesi

Toplumların ruhunu, değerlerini ve inanç sistemini anlamak

Yapıların işlevsel evrimini analiz etmek

Felsefî Dayanak

Tevhid ve fıtrat temelli

Sekülerizm, tarihselcilik ve Darvinizm temelli

Sonuç

Dr. Abdülkerim Ebu Şennab’ın teklif ettiği tevhid merkezli arkeoloji yaklaşımı, sadece alternatif bir yorum değil; bir zihinsel uyanıştır. Arkeolojiyi vahyin ışığında okumaya çağırmak, tarihin ruhunu anlamak ve eserlerin ardındaki psikolojiyi kavramak için bir köprü kurmaktır. Batı merkezli seküler okumalara karşı, İslamî arkeolojik psikoloji; “anlamı hatırlama” ve “ruhu diriltme” çağrısıdır. Günümüzün anlam kriziyle boğuşan İslam dünyası için bu yaklaşım, yeni bir uyanışın anahtarı olabilir.


*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.