Vatikan Yeniden Bölündü: Kilise Hâlâ Kimin Kurtuluşuna Karar Veriyor?

Vatikan Yeniden Bölündü: Kilise Hâlâ Kimin Kurtuluşuna Karar Veriyor?

Katolik Kilisesi yine gündemde… Bu sefer mali ya da cinsel skandallardan dolayı değildir. Pek çok kişinin, papaların piskoposlarla savaştığı Orta Çağ’a ait olduğunu düşüneceği bir kararname yüzünden. 2 Temmuz Perşembe günü, Vatikan’ın İnanç Doktrini Dairesi, Aziz X. Pius Cemiyeti’ni (SSPX) ayrılık içinde ilan eden ve piskoposlarını aforoz eden bir kararname yayımladı. Bulunduğumuz 2026 yılında gerçekleşen olay, Katolik Kilisesi’nin yüzyıllar önce kurduğu manevi hiyerarşinin hâlâ gücünü koruduğunu gösterdi.

Aziz X. Pius Cemiyeti Nedir?

1970 yılında Fransız başpiskopos Marcel Lefebvre tarafından kurulan Aziz X. Pius Cemiyeti, 1960’lardaki İkinci Vatikan Konseyi’nin modernleştirici reformlarına karşı çıkma amacıyla ortaya çıktı. Bu reformlar, diğer hususların yanı sıra, Kilise’nin diğer Hıristiyanlar ve Yahudilerle olan ilişkilerinde devrim niteliğinde değişiklikler getirdi. Öte yandan, anti-modernist tutumuyla tanınan Papa X. Pius’un adını taşıyan Aziz X. Pius Cemiyeti, ayinlerinde eski gelenekleri sürdürdü.

1975 yılında Vatikan, kurucu Lefebvre’yi görevden uzaklaştırdı ve cemiyeti feshetti. Ancak asıl derin kopuş 1988’de yaşandı. O zamana gelindiğinde 81 yaşındaki Lefebvre, bir halefi olmadan ölürse cemiyetin, doktrinsel açıdan sağlam bulmadığı piskoposlar tarafından atanan rahiplerden ibaret kalacağından korkuyordu. Haziran 1987’de, Vatikan’ın onayı olsun ya da olmasın haleflerini piskopos olarak atayacağını açıkladı. Kanon hukuku, bir piskoposun başka bir piskoposu atayabilmesi için papalık yetkisine ihtiyaç duyduğunu açıkça belirtir. Üstelik yetkisiz bir atama otomatik olarak aforozla sonuçlanır. Lefebvre yine de bu adımı attı ve dört rahibi (Bernard Fellay, Bernard Tissier de Mallerais, Alfonso de Galarreta ve Richard Williamson) piskopos olarak atadı. Buna karşılık Vatikan, Lefebvre’yi ve dört piskoposu derhal aforoz etti.

Bu arada, Aziz X. Pius Cemiyeti, kendini savunmak için Kilise’deki gerçek bir ahlaki ve teolojik krize yanıt verdiğini dile getirir. Dolayısıyla kendisine uygulanan herhangi bir ceza da geçersizdir.

Vatikan, cemiyete karşı sonradan tutumunu yumuşattı. İlk olarak, Papa XVI. Benedictus 2009’da 1988 tarihli aforoz kararlarını kaldırdı; Papa Francis ise 2015’te daha da ileri giderek, cemiyete bağlı rahipler tarafından alınan günah çıkarma itiraflarının geçerli olduğuna hükmetti ve din adamlarına evlilik törenlerinde şahitlik yapma izni verdi.

Geri Dönüş

2 Temmuz 2026 Perşembe günü Vatikan, bu tavizleri geri çekti. Kararname, Aziz X. Pius Cemiyeti’nin İsviçre’nin Écône kentindeki genel merkezinde, Alfonso de Galarreta’nın baş kutsayıcı, Bernard Fellay’in ise yardımcı kutsayıcı olarak görev aldığı dört yeni piskoposun (Pascal Schreiber, Michael Goldade, Michel Poinsinet de Sivry ve Marc Hanappier) kutsanmasından bir gün sonra geldi.

Vatikan, atama törenini gerçekleştiren piskoposların ve yeni atanan piskoposların otomatik aforoz cezasına çarptırıldığını ve Kilise’nin artık cemiyet rahipleri tarafından uygulanan günah çıkarma ve evlilik ayinlerini geçersiz saydığını açıkladı. Ruhban sınıfı ve laiklere, “ayrılık”ın resmî olarak katılmanın da aynı cezayı gerektirdiği konusunda uyarıda bulunuldu.

Aziz X. Pius Cemiyeti, bu kararı kesin bir dille reddetti ve yaptırımları “nesnel olarak haksız ve geçersiz” olarak nitelendirdi. Papa XIV. Leo’ya yazdığı bir mektupta, topluluğun genel başkanı, bu piskopos atamalarını, Kilise’de devam eden ve kendisinin “doktrinsel ve ahlaki kriz” olarak nitelendirdiği duruma karşı gerekli bir tepki olarak savundu.

Cemiyetin İnançları

Piskopos atamalarından birkaç gün önce, Aziz X. Pius Cemiyeti, 154 maddeden oluşan “Modern Yanlışlar Karşısında Ruhları Aydınlatmak Amacıyla Aziz Pius X Topluluğunun Katolik İnanç Beyanı” başlıklı bir metin yayınladı. Belge, dini çoğulculuğu kesin bir dille reddediyor. Yahudiler ve Müslümanlarla birlikte “Tanrı tektir” demekle yetinilemeyeceğini belirtiyor. Laikliği “Tanrı yoktur” demekle eşdeğer olarak reddedip hukuk, eğitim, kültür ve kamusal yaşamda dinin yeniden yer alması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, siyasi ve dinî özgürlükle ilgili modern kavramları da reddetmekte ve evliliği bir erkek ile bir kadının ayrılmaz birliği olarak tanımlamakta, böylece Kilise’nin bazı kesimlerinde şu anda mevcut olan LGBT’yi destekleyen akımları açıkça reddetmektedir.

Bunlar, özellikle 1960’lardaki konsey bunları “güncellemeye” (aggiornamento) koyulmadan önce Kilise’nin kendi varsayılan tutumlarıydı. Aziz X. Pius Cemiyeti’nin 75’ten fazla ülkede 750’den fazla rahibi ve yaklaşık 600.000 takipçisi olduğu söyleniyor.

Değerlendirme

Bu olayın açıkça ortaya koyduğu şey, aforozun eski bir kavram olmadığıdır. Aforoz, her zaman olduğu gibi hâlâ aynı şekilde işlev görmektedir. Ayrıca, Katolik Kilisesi’ndeki safsataların hâlâ var olduğunu da ortaya koyuyor: Bir kişinin inancını, evliliğini ve medeni durumunu tek bir kişinin otoritesine bağlamaktadır. Günah çıkarma ise, kimin günahlarının affedilebileceği ve bu affın kim tarafından verilebileceği konusunda başka bir kişinin yargısına bağlıdır. Elbette bunlar, birçok noktada İslam’ın anlayışından tamamen farklıdır. İslam’da kulun Allah ile ilişkisi hiçbir kimsenin otoritesine bağlı değildir. Tövbe de kulun Allah’a samimiyetle yönelerek kazandığı bir şeydir. Kimsenin dini, bir başkasının aracılığına muhtaç değildir. İslam’da kulun Rabbiyle bağı, herhangi bir insan otoritesinin onayına dayanmaz.

Vatikan ile Aziz X. Pius Cemiyeti arasındaki anlaşmazlık, tam anlamıyla Katolik Kilisesi’nin iç meselesidir ve Katolik hukukunu yorumlama yetkisi onlara aittir. Bununla birlikte bu durum, modernizmin gelenek karşısında nasıl kesin bir üstünlük kazandığını ve seküler modernitenin dini yaşamın en dirençli köşelerini bile ne kadar hızlı bir şekilde yeniden şekillendirmeye devam ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Şu anda yarım milyondan fazla insanın Kilise ile resmi bağı kesilmiş durumda. Bu, 1870 yılında çok daha küçük bir Alman Katolik grubunun Roma’dan ayrılmasından bu yana Katolikliği vuran en büyük bölünmedir. Buna karşılık, Hıristiyanlığın en eski ve en uzun süren aforoz, beşinci yüzyıldaki Kristoloji tartışmalarına kadar uzanır. Tarih boyunca yaşanan ayrılıklar genellikle doktrin kadar felsefe, dil, kültür ve siyaset tarafından da tetiklenmiştir.


*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.