editorbet giriş Deneme Bonusu veren siteler editorbet giriş

Kıpti Kimliği ve Aidiyet Çatışması

Kıpti Kimliği ve Aidiyet Çatışması

Mısırlı Kıptilerde, özellikle daha sonra Kıpti olarak tanımlanan Yunan ve Roma kökenli yerleşimcilerde ciddi manada bir yabancılaşma duygusu gelişmiştir. Bu yazımızda Kıptiliğin Büyük İskender’in Mısır’ı işgalinden 20. yüzyıla kadar olan süreçte Mısır’a karşı duygusal ve kültürel noktada yaşadığı kopukluğun nasıl kalıcı hâle geldiğini ve bu kopukluğun kültürel, siyasal ve sosyal köklerini analiz etmeye çalışacağız. Bu kopukluk; özellikle İslam fethi sonrasında Mısır kimliğinin dilsel, itikadi ve toplumsal temellerle yeniden tanımlanmasıyla birlikte, dini ve siyasi tutumlara yansımıştır.

Mısır’da 2013 sonrası dönemde İslam karşıtları özellikle de Mısır’ı sömürmek isteyen güçler fikri alt yapı olarak Kıptiliği kullanmaya çalışmışlardır. Fakat Müslümanlara karşı kullanılan Kıptilik Mısır’a ait olan bir değer değil, Mısır’ı işgal eden İskender’den sonra oluşan yönetici elit bir ekibin tanımı olan Kıptiliktir. Günümüzde bu anlayış, küresel sömürge güçleri BM ve Siyonizm tarafından yeniden gündeme alınmış ve Mısır’ı daha fazla sömürmek için sürekli köpürtülerek kamuoyunu meşgul etmektedir. MÖ 4. yüzyılın sonlarında İskender’in Mısır’a girmesiyle birlikte, ülkede yerli nüfus ile çelişen yeni bir yerleşimci kimlik oluşmaya başladı. Daha sonra "Kıpti kimliği" olarak bilinen bu yapı, aslında saf Mısır kökenli olmayıp Yunan ve Roma göçleri sonucunda ortaya çıkan melez bir kimliktir. Bu kimlik halktan kopuk bir yapıya sahiptir ve kendi dil anlayışı, dini ve siyasi yapısıyla Mısır’a kültürel bir üstünlük dayatmıştır. Bu dayatma sonucunda zaten toplumla çok bütünleşememiştir. Bu durumdan dolayı İslam Mısır’da hızlı bir yayılma göstermiştir Halkla bütünleşen Müslüman yöneticiler uzu yıllar mısırı yönetmişlerdir. Müslüman olunca -Mekke müşrikleri gibi- çıkarlarının zedeleneceğini ve toplumdaki konumlarını kaybedeceklerini bildikleri için Kıptiler Hıristiyan olarak kalmışlar ve Kıptiliği ön plana çıkarmışlardır.  Gelin bu duruma nasıl gelindi bir bakalım.

1. Egyptos Toplumunun Demografik Kökleri

Tarihsel verilere göre, daha sonra "Kıpti" olarak adlandırılan Egyptos halkı, İskender’in seferleriyle Ege adalarından gelerek Nil Deltası ve Yukarı Mısır’a yerleşmiştir. Ancak bu halk, yerli kültürle bütünleşmemiş ve kendisini yerli halkın üstünde görerek üstün bir yerleşimci kimlik kurmuştur. Örneğin "Delta" adı, Yunanca Δ harfinden alınmıştır. Ülkenin adı da Tevrat’taki “Misraim” yerine "Egyptos" olarak değiştirilmiştir.

2.  Din: Bir Aidiyet Değil, Siyasi Bir Araç

Bu yerleşimciler zamanla Hristiyanlığı benimsemiş olsalar da bu kabul yerli halkla bütünleşmeye değil, siyasi üstünlük mücadelelerine hizmet etmiştir. Roma yanlısı Melkânîler ile tek tabiat inancına sahip Kıpti Ortodokslar arasındaki çekişmeler, dini aidiyeti bir ayrışma aracına dönüştürmüştür.

3.  Bilinçli Bir Dilsel ve Kültürel Kopuş

MS 4. yüzyılın sonunda, Kıptiler eski Mısır dilini öğrenmeyi başaramadılar. Bunun yerine, Yunan alfabesinden türeyen melez bir "Kıpti dili" geliştirdiler. Hiyeroglif veya Hiyeratik yazıları öğrenmeyi reddettiler. 5. yüzyılda yaşamış keşiş Şenûde, açıkça eski Mısır yazısını öğrenmeye karşı uyarılarda bulunmuştur.

4.  İslam ve Sömürgeci Yabancılaşmadan Kurtuluş

İslam fethi, Mısır kimliğinde köklü bir dönüşüm yarattı. Mısırlılar tekrar sahneye çıktı ve Mısır, dini ve dilsel egemenliğe sahip bir İslam vilayetine dönüştü. Artık yerli halk kendi ülkesinde köle gibi değil, ümmetin bir parçası olarak görülüyordu. Bu durum yerleşimci Kıpti elitleri rahatsız etti. Halkın İslam’a olan bağlılığının ne derecede olduğunu İslam dünyasının yıkıma uğradığı iki dönemde Mısır halkının verdiği desteklerde açıkça görebiliriz. Haçlı seferleri Mısır halkının desteği ile durdurulmuş, Kudüs yeniden İslam’ın izzetine Mısırlıların desteği ile kavuşmuştur. İslam dünyasını kana bulayan Moğol saldırıları Mısır tarafından durdurulmuş, Moğollar Mısırlılar tarafından büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Emperyalist küreselci Siyonistler Mısır halkını bildikleri için onları yok etmenin en kolay yolu köksüzleştirmek ve onlara hayat veren İslam’dan uzaklaştırmak gibi taktiklere sarılmışlardır. Onun için Kıpti kartını ortaya atıyorlar.

5.  Modern Siyasi Tutumlar ve Yabancılaşmanın Devamı

İngilizlerin Mısırı işgal ettiklerinde kendilerine en iyi kuklanın İskender ve Roma’dan kalma bu elit Kıptiler olduğunu biliyorlardı. Bunun için bu dönemde stratejik noktalara bunları yerleştirmişlerdir. Mısır’ın bürokrasi ve ticareti devlet eliyle bunların etkisine girmiştir. 20. yüzyılda da bazı Kıpti elitlerin halkın iradesine karşı net bir tutum aldıkları gözlemlenmiştir. Bu krallık döneminde de demokrasi sürecine girildiğinde de devam etmiştir.  Hatta   2013 yılında gerçekleşen askerî müdahale sürecinde bu çevrelerin halk devrimine karşı durarak İslamî kimliğe sahip yönetimi devirmek için yapılan müdahaleyi destekledikleri görülmüştür. Bu tutumlarıyla, halkın seçtiği meşru hükümete karşı yapılan darbeye dolaylı ya da doğrudan katkı sunmuş, böylece binlerce Mısırlı Müslüman’ın kanının akmasına sebep olmuşlardır.

Bu destek, sadece ideolojik bir karşıtlıkla sınırlı kalmamış; aynı zamanda, Osmanlı döneminden miras kalan ve modern Mısır’da da anayasal olarak yürürlükte olan Hatt-ı Hümayun sistemini ortadan kaldırma hedefiyle bağlantılı olmuştur. Zira bu sistem, Kıpti kilisesinin başına geçecek patriğin devlet başkanının onayıyla atanmasını ve kilisenin devletin denetiminde kalmasını öngörüyordu. Bazı Kıpti çevreler, bu denetimi kaldırmak ve kiliseyi siyasetin dışında değil, doğrudan yönlendirici bir aktör hâline getirmek amacıyla halkın iradesine karşı olan bu süreci bir fırsat olarak değerlendirmiştir.

Sonuç olarak tarihsel oluşum süreciyle birlikte ele alındığında, Kıpti kimliği yerli toprağa köklü bir aidiyetten ziyade kültürel ve siyasi bir yerleşimcilik ve sömürge projesi olarak değerlendirilmelidir. Bu kimlik; dilsel imtiyazlar, dini ayrışmalar ve dış güçlerle olan ilişkiler üzerine inşa edilmiştir. Bu süreğen yabancılaşma hâli, günümüzde de çeşitli gerilimleri doğurmakta ve Kıpti kilisesi ile bazı seçkinler arasında millî aidiyet duygusunu zayıflatmaktadır. Bu yüzden Mısırlıların son derece uyanık olmaları gerekmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz’in bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16, Suyûtî, el Câmiu’s Sağir, 1, 24)

Kaynakça

  • Edith Louisa Butcher, Kıpti Ulusunun Tarihi, Ar. çev.: Rauf Şehata, Kahire: Mehabba Kütüphanesi, 2. baskı.
  • Cemaleddin Abdülaziz, Mısır Fikir Tarihi, Kahire: Mısır Kitap Kurumu, 1994.
  • Abdülkerim Ebu Şeneb, Kur’an’da Arkeoloji Bilimi, Özel Baskı, Kahire, 2005.
  • Abdu’lvehhab el-Mesiri, Fikri Yolculuğum, Kahire: Daru’ş-Şuruk, 2004.
  • Fransız arşivlerinden Napolyon Seferi belgeleri ve Yakup Hanna'nın anıları.
  • Mark Zoghbi, Kıptiler ve Siyaset, Londra: Arap Etüdler Kurumu, 1981.,

*Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve İdrakpost editöryal politikasını yansıtmayabilir.